|
REFAH DÜZEYİ YÜKSELMELİ
“Artık ailede ya bir kişi ya da iki kişi çalışıyor insanların o havuzda
topladığı para dörtte bire düştü. Su, elektrik, kira, yakacak ve gıda
harcamalarını yapacaklar ki ondan sonra bizden alışveriş yapabilsinler.”
1997'den
beri Çilek ve İdaş bayiliği yapıyoruz. Mağazamız üç katlı, alt katta yemek
odası, yatak takımı, koltuk takımları; girişte aksesuarlar, üçüncü
katımızda ise Çilek'in ürünlerini sergiliyoruz. Yaşanan ekonomik krizden
biz de etkilendik, satışlar o kadar önemli değil, üç gün satamazsınız da
bir gün satarsınız. Ama biz vadeli sattığımızdan, sattığımız ürünlerin
ödemelerini almakta çok güçlük çekiyoruz. Bayağı sıkıntılı bir dönemden
geçiyoruz, toplum iyi olduktan sonra biz de iyi olacağız. Piyasalardaki
durgunluk ve insanlardaki belirsizlik havası devam ediyor. Savaş şu anda
bitmedi bitti gibi gözüküyor ama bitmedi; insanlar bitti gibi algılıyorlar
ve şu anda müşteri sirkülasyonunda gözle görülür bir hareketlilik var. Ama
bu varolan hareketlenmenin bize iş olarak yansıması sözkonusu değil.
Kendimizi döndürebiliyoruz, yani şu andaki kaygılarımız var olan
borçlarımızı ödemek ve borçlu kalmamak. Yataktan nevresime, genç odası
takımından, oturma odası takımana sürekli zam geliyor. Müşteriye bu zamlı
fiyatı yansıttığınızda kişi diyor ki "Önceki sene de ben aynı maaşı
alıyordum, bu sene de aynı rakamı alıyorum." Ne yapıyorsunuz o halde?
Ürünü satabilmek için sürekli kendi kâr marjınızdan fedakârlık
yapıyorsunuz. İnsanlar daha ucuza ürün almak için farklı alternatiflere
yöneliyorlar. İnsanların refah düzeyi yükselmeli ki alışveriş
yapabilsinler. Biz, 1997 yılında bu bölgeye geldiğimizde küçük işyerleri
vardı. Ailede baba, anne ve çocuklardan en azından biri çalışıyor,
aybaşında toplanan maaşlar bir havuza akıyordu. Bu havuzun toplamındaki
miktarın bir kısmıyla insanlar borca girebiliyorlardı. Oysa günümüzde bu
işyerlerinin hepsi kapandı ve insanlar işsiz kaldılar. Artık ailede ya bir
kişi ya da iki kişi çalışıyor insanların o havuzda topladığı para dörtte
bire düştü. Su, elektrik, kira, yakacak ve gıda harcamalarını yapacaklar
ki ondan sonra bizden alışveriş yapabilsinler. Tabii benim bu gözlemim
Ümraniye bölgesine ait, sahil kesimi de bir Göztepe, Erenköy, Bostancı'ya
indiğinizde durum farklıdır buralar daha elit kesimlerdir. Oralarda da
ekonomik krizden etkilenenler olmuştur sanıyorum, 2000 yılında
yanılmıyorsam banka çalışanlarından kırk bin kişi işsiz kaldı. Şimdi ben
işsiz kalsam önemli değil gider hamallık yaparım. Ama yıllar boyu
kravatını takmış işine gitmiş, işsiz kalmış bir bankacı benim iş yerime
girip çalışamaz beşinci kata eşya çıkaramaz. Onun için zor olur, daha
doğrusu Türkiye'de iş yapmak çok zor.
|