|
BAYİLER FABRİKANIN AYNASIDIR
“Türkiye nasıl sürdürüyorsa biz de
südüreceğiz pes etmek yok, anlık olumluluklardan ya da olumsuzluklardan
çok fazla etkilenmemeye çalışarak, bedelini neyse ödeyerek önümüze
bakacağız.”
Ev
tekstili ve mobilya bizim aile mesleğimiz. Yirmi beş yıldır bu işle
uğraşıyoruz, Acıbadem'de ev tekstili ve mefruşat üzerine iki mağazamız
daha var. Üç yıldır da İstikbal’in bayisiyiz. 2000 yılındaki krizden bu
yana, hiçbir şey eskisi gibi değil. Piyasa kötü diyeceğiz ama kötü de bir
istikrar yok. En kötü ne olurla, en iyi ne olurun arasında büyük bir
belirsizlik var. Dengesizliğin sebebi de ekonomideki belirsizlik,
insanların alım gücünün düşmesi, maaşlarda bir artış olmaması dolayısı ile
tüketim alışkanlarınlarının değişmesine bağlı olarak talepte bir daralma
var. Taleplerdeki bu varolan daralmaya karşılık benim beklentim, umudum,
yine piyasada iyi olan ya da güçlü olan kalacak. Ürün yelpazesi geniş
olan, ürün teşhirinde iyi olan, satış şartlarında iyi olan piyasada
kalacak ve varlığını sürdürecek.
ANORMAL İSTİKRARSIZLIKLAR
Şu an piyasadaki olumlu ya da olumsuz bir işaret aynı sonucu vermiyor,
dolayısıyıla istikrarlı bir tablo yok. Belli üst gelir grubunda bile rahat
alışveriş yapma kavramı ortadan kalktı. Bizim İstikbal bayisi olarak hitap
ettiğimiz kesim, hem zevk olarak hem de bütçe olarak, orta gelir grubudur.
Bu grubun gelirlerinde belli bir artış olmadı. Buna bağlı olarak daha
seçici, daha temkinli alışveriş söz konusu. Ödeme tablosunda karar vermede
zorluk va. Piyasalardaki rekabetin getirdiği fiyatlarda anormal
istikrarsızlıklar yaşanıyor. İstikrarsızlıktan dolayı piyasada sıkışan,
hem perakende hem de toptan bazda, problemleri olan firmalar sözkonusu. Bu
bağlamda sürekli piyasayı takip edenler için, değerinin altında ürün
alabilme ihtimali her zaman var. Bu da gittikçe daha fazla pazarlığı,
yarışı ve rekabeti tetikliyor. Özellikle peşin para vererek alışveriş
yapmak isteyen müşteri için her zaman -iyi araştırırsa- zararına bile
satış yapabilecek bir mağaza bulabilme imkanı var. Piyasanın darlığına
bağlı olarak hiç satmamaktansa, daha az satma teşebbüsü gerçekleşir bu
birinci şık; iyi niyet sebebinden de kaynaklanıyor olabilir. İkinci bir
şık isehep benim olsun hiç kimse satamasındır! Kimisi de öyle düşünebilir
kaldıki böyle müesseseler de var. Yani hırsla saldıran, ya da alım gücünü
kullanarak farklı alternatiflerle çok satma girişimi var. Nihayetinde
hepimiz insanız, insan faktörünün girdiği her yerde problem olabiliyor.
Kimi hırslıdır yapar, kimi maddi manevi tatmin için, kimi ihtiyacı olduğu
için yapar. Bu hiçbir zaman eksik olmaz, işlerin en iyi olduğu normal
zamanlarda da böyledir. Ama şu anda piyasanın durgunluğu sebebiyle böyle
durumlarda bir artış söz konusu. Öyle bir durumki belli bir malın fiyatını
düşürerek, ya da zararına mal satarak yem olarak müşteriyi çekme olayı
var. "Bizim müşterimiz" kavramı gittikçe azalıyor, fiyatınız hizmetiniz
doğruysa siz ona müşterimiz diyebilirsiniz. Yıllar yılı bugün koltuk,
yarın yatak odası, öbür gün perde ihtiyaç olduğu müddetçe verilirdi. Ama
şu anda siz her zaman, her noktada iyi olmak zorundasınız. Bunuda her an
sağlayabilmeniz mümkün değil. Yani sürekli en ucuz olamazsınız sürekli en
ucuz olamayacağınıza göre en "benim müşterim" dediğiniz müşteriyi bile
kaybetme riskiniz var.
EKONOMİK ÜRÜNLERE YÖNELMELİ
En oturmuş müessese bile için bu söz konusu, artık sürekli en iyi hizmet
vermek zorundasınız, olabildiğince ucuz olmak zorundasınız . İlave yükleri
taşımak zorundasınız. Diyelimki bir yatak sattınız, müşteri dedi ki:
"Benim eski yatağımı babamın evin bırakıver." gibi ekstradan yaptığımız
işin çerçevesinde olmayan ilave hizmetler vermek durumundasınız. Üretici
firma, piyasa şartlarını kendileri de birebir görüyorlar, çünkü bayiler
olarak bizler onların aynasıyız. Ürün yelpazesini ve fiyat politikasını
değerlendiriken, piyasa şartlarına daha uygun daha ekonomik ama kaliteden
ödün vermeden, bazı yapılabilecek olası değişikliklerle, ekonomik ürünlere
yönelmeli. İlave olarak reklam desteği, piyasada bu olumsuz rekabeti
engelleyici yaptırımları neyse bunları -tabii ben tarif edemem- ama
olabildiğince frenleyici şeyler gerçekleşmeli. Ek olarak işletmelerin şu
anda kârlılıklarının artabilmesi için, ya da kâra geçebilmeleri için
iskonto oranları ya da zaman zaman olumsuz dönemelerde, farklı şekillerde
alım şartlarını iskonto ya da kâr oranlarını revize ederek ara dönemlerde
desteklenebilir. Tabii ki bunlar çok inişli çıkışlı olmamalı ama ara
dönemlerde, piyasanın şartlarına göre destek olunmalı diye düşünüyorum.
PES ETMEK YOK
Çünkü biz her şeyimizle organik bir bağ içerisindeyiz, biz burada her
şeyimizi üretici firmaya göre endekslemişiz. Yatırımımızı ona göre
yapmışız, bizim daha çok esneme, piyasa araştırma, değişebilme ve
dönebilme şansımız yok. Bizim bayi olarak yapabileceklerimiz daha sınırlı,
hizmetleri daha iyi yapmak, mağazayı temiz tutmak, ürüne uygun, göze
çarpıcı bir dekorasyonu sahip olmak gibi. Tamam bunlar baki ama sadece
bunlarla bizim değiştirebileceğimiz fazla bir şey olmadığına göre, üretici
firma genel manada tüketici taleplerini kendine doğru yönlendirici
gayretleri daha artırmalı. Sonuçta eminimki gayret ediyorlardır,
yetmiyorsa demek ki daha farklı şeylere ihtiyaç vardır. Gayretimizi
kesmeden var olan ortamda direncimiz kırılmadan, doğru bildiğimiz
mücadelemizi biz de sürdüreceğiz, üretici firma da sürdürecek. Türkiye
nasıl sürdürüyorsa biz de sürdüreceğiz pes etmek yok, anlık
olumluluklardan ya da olumsuzluklardan çok fazla etkilenmemeye çalışarak,
bedeli neyse ödeyerek önümüze bakacağız, umutlu olacağız başka çaresi yok.
|