|
BEYPAZARI EVLERİ: YENİDEN
Geleneğe
göre Beypazarılılar, dünyada yapacak bir şeylerinin kaldığını vurgulamak
için üst katlarının bir kısmını ya da tamamını işlemeden bırakırlar. Buna
yerel dilde “Çandı” ya da “Çantı” denir.
Tarih ve kültür hazinesi Anadolu'nun bütün özelliklerini koruyarak,
günümüze kadar taşıyan ender kentlerimizden biri olan Beypazarı,
Ankara'nın 100 km. batısında, eski İstanbul-Ankara yolu üzerinde
bulunmaktadır. Türklerin, Sultan Alparslan komutasında Anodolu'ya
girmesiden kısa bir süre sonra Marmara'ya ulaşmaları ile Beypazarı da ilk
Türk akıncıları ile karşılaşmış olur. Selçuklu yönetimindeki Beypazarı
konum itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurtluk yapmıştır.
Bunların en meşhuru Kayı Boyu‘dur. Selçuklu Sultanlığı'nın kendilerine
yurt olarak gösterdiği bu Türk boyu, Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce
Ankara civarında yerleşmiştir. Beypazarı Selçuklu döneminde
İstanbul-Bağdat yolu üzerinde bir ticaret merkeziydi. Beypazarı'nın tam
olarak Osmanlı yönetimine geçmesi, Orhan Bey'in Ankara'yı alması ile
başlar. Hüdavendigar (Bursa) Sancağı’na bağlı bir beylik merkezidir.
Beypazarı 1868 yılından itibaren siyasi yönetiminde yer değişikliği ile
Ankara'ya bağlı bir kaza olarak önemini sürdürmüştür. Osmanlı Devleti’nin
toprak rejimi ve askeri sisteminin bel kemiğini oluşturan, Tımarlı
(Anadolu) Sipahi merkezlerinden birisi olan Beypazarı, yöredeki Sipahi
Beyi'ne ve ticari ekonomik hayatın yoğunluğuna atfen “Beğpazarı” diye
adlandırılmıştır.
Eski ve yeni olmak üzere, ikili bir yerleşme düzeni
gösteren Beypazar'nın topografik yapısı oldukça engebelidir. Eski kesim
Ankara-İstanbul yolunun kuzeyinde dağların dik yamaçlarına ve vadilere
yerleşmiştir. Yerleşmeye uygun olmayan balık sırtı
görünümündeki kalker
tepeler, eski konut dokusu içinden fışkırarak görsel bir etki
yaratmışlardır. Çarşı ve geleneksel konutlardan oluşan mahalleler eski
kesimdeki karakteristik dokuyu oluşturur. Topografik yapıya bağlı farklı
yerleşim düzeni görülür. Meyilli kesimlerde yoğun, meyili daha az olan
yerlerde geniş bahçeli, yaygın bir oluşum vardır. Ankara'dan yola
koyulduktan 1.5 saat sonra bir tepeyi dönünce yeşiller arasında beyaz
evleriyle, ilçenin İnözü vadisindeki bağlık kesimi apansız karşımıza
çıkar. Bunu tepelerin yamaçlarına yaslanmış, birbirine sokulmuş, kırmızı
kiremitli beyaz evler ve bu dokunun sürekliliğine karşı koyan çıkışları
ile canlılık veren minarelerin estetik kompozisyonu izler. Beypazarı
evleri genellikle üç katlıdır. Taşıyıcı sistemi örten ahşap pervazlar harç
sıva ile sıvanmıştır. Evlerin zemin katları taş, üst katları ahşap iskelet
içine ahşap veya kerpiç dolgu sistemle yapılmıştır. Kuzeye gelen
cephelerde dolgu kerpiçtir; ocaklı duvarlarda kerpiç kullanılır. Bölme
duvarları bağdadi yapılmıştır. Yapı sisteminde Beypazarı özelliği
diyebileceğimiz bir durum göze çarpar; evlerin büyük çoğunluğunda zemin
taş duvarları taşıyıcı nitelikte değildir. Bir üst kat, cepheden de
izlenen dikmeler üzerinde taşınmaktadır. Bunun nedeni ise yangın sonrası
zemin katlar yıkılmış, ancak dayanıklılığını kaybetmemişlerdir. Evler
yeniden yapılırken bu durum değerlendirilmiş, taş duvarlar onarılarak
koruyucu nitelik kazandırılmış, üst katların yükü verilmemiş, yük iki
metre aralıkla ve 49 cm. toprağa gömülü 75 cm’lik taş pabuçlar üstüne
konan bu dikmelerle yerleştirilmiştir. Evlerin dışa dönüklüğü çıkmalarla
sağlanmıştır. Çıkmalar kat boyunca ortadan, yandan, iki yandan gönye
türünde çeşitli tiplerden oluşurlar. Bazen bir cephede birkaç tür birden
görülür. Bu evin planı ve konumuna bağlıdır. Çıkma alt payandaları ahşap
kaplamalarla şekillendirilmiştir. Cephelerdeki pencere ve kapılar yönlerde
aynı özellikleri gösterirler. Pencereler 1/2 -1/1.5 oranında dikdörtgen
veya kemerli, dörtlü veya altılı bölmeli, giyotin veya iki kanatlıdırlar.
Çoğu evde pencere pervazının üstü üçgen bitirilmiştir. Pencerelerde ahşap
ve demir korkuluklar yaygındır. Ancak kafes cumba ve kepenk gibi elemanlar
az olmakla beraber mevcuttur. Kapılar çift ya da tek kanatlı ve üstü ahşap
kafeslidir. Bu kafesle açıklık zemin kata hava ve ışık sağlar. Alaturka
kiremitli olan çatılar, bugün hızla hafif ve ucuz malzeme olan oluklu saca
dönüşmektedir. Saçakların alt kısmı genellikle açıktır. Tavan arasındaki
mahallin çatıdan yükselerek çıkması yapıya farklı bir görünüm kazandırır.
Yerel dilde buna guşgana denilir. Bahçeli evlerin bir özelliği olan bu
mekan, depo olarak kullanılır. Çatı arasının sofa üstüne gelen kesiminin
bir bölümünü veya tamamını kapsar. Pencereleri genellikle cephe ile aynı
düzendedir. Evlerin planı yerel özelliklerle yoğrulmuş geleneksel Türk evi
planını yansıtır. Dış sofalı, iç sofalı, orta sofalı plan tipleri görülür.
Genellikle üç katlı olduğunu söylediğimiz Beypazarı evlerinin zemin katı
taşlık ve buna bağlı ahır, samanlık, kiler gibi mekanlardan oluşur. Ayrıca
taşlığa bağlı diğer bir mekan da messandır. Büyük evlerde ya da
konaklarda, zemin katında taşlığa bağlı hizmetkâr bölümü de bulunur. Zemin
kat dışa ufak pencerelerle açılır. Taşlıkta bir yalak ve ocak da
bulunmaktadır. Çok meyilli kesimlerde bundan faydalanılıp, zeminin bir
kısmına bodrum da yapılmıştır. Bu mekanda üst katlara ilk üç-dört basamağa
taş ahşap merdivenlerle ulaşılır. Bazı evlerde zeminin üstünde 2-2.5 m.
yüksekliğinde bir ara kat mevcuttur. Bu kat tüm zeminin üstünü veya bir
kısmını kaplar. Bu kattaki odaların dolap ve ocakları diğer katlara göre
daha basit yapılmıştır. Mutfak da bu katta yer alır. Bazı hallerde ara
kata ana merdiven dışında bir merdivenle ulaşılabilir. Bu kat genellikle
kışlık olarak kullanılmaktadır. Üst katlar asıl yaşama alanlarıdır. Sofa
(yerel dilde çardak) etrafında yer alan odaların dışında tuvalet, mutfak
gibi servis mekanları da bulunur. Bu katlar daha özenle düzenlenmiştir.
Sofa, sofaya bağlı oda eyvan, sekilik gibi plan elemanlarının cephede
çıkmalar oluşturması, değişik hareket ve karekterlerin gelişmesini
sağlamıştır. Sofa, bazı planlarda bir balkonla son bulur. Sofaya hem daha
iyi ışık alabilmek için hem de sofayı dıştan daha iyi vurgulayabilmek
için, geniş ya da kemerli pencerelerden yararlanılmıştır. Büyük evlerde
esas katın üzerinde bir kat daha mevcuttur. Haremlik ve selamlık olarak
kullanılır. Katlar arasındaki ulaşım farklı merdivenlerle gerçekleşir.
Yerel dilde dönme dolap denilen servis dolabı ile yatay ve düşey servis
sağlanır. Bu kat genellikle alttaki planın ve elemanlarının bir
tekrarıdır. Alt katı iç sofa, üst katı orta sofalı olan evler de vardır.
Esas kattan guşganası olan evlerde sofa ya da mutfaktaki merdiven
aracılığı ile bu yere ulaşılır. Depo olarak kullanılan bu mekana bazen bir
oda da eklendiği görülür, hatta bu odanın önünde balkon olabilir. Geleneğe
göre Beypazarılılar, dünyada yapacak bir şeylerinin kaldığını vurgulamak
için üst katlarının bir kısmını ya da tamamını işlemeden bırakırlar. Buna
yerel dilde “Çandı” ya da “Çantı” denir.
|