|
Ahşap direkleri ile 704 yıl
ayakta kalmayı başaran bir cami: EŞREFOĞLU CAMİİ
Konya’nın Beyşehir ilçesinde
Beyşehir Gölü’nün 100 m. kuzeyinde ağaç direkleriyle, ahşap tavanı,
minberi ve yüzyılların suküneti ile görkemli bir ahşap cami daha yıllara
meydan okumaya devam ediyor.
Orta Asya'daki ağaç direkler üzerine ahşap camilerin Anadolu'daki
örnekleri Selçuklu'nun ahşap ustalıkları ile 13.yy’dan günümüze
ulaşmıştır. Ağaç direkli camilerin Anadolumuzda ayakta kalan örnekleri
Afyon ve Sivrihisar Ulu Camileri, Ankara Arslanhane Camii, Ayaş Ulu Camii
ve Beyşehir Eşrefoğlu Cami'dir. Konya'nın Beyşehir ilçesinde Beyşehir
Gölü'nün 100 m kadar kuzeyinde ağaç direkleri ile 704 yıl ayakta kalmayı
başaran bir cami bulunuyor.
Moğolların Selçukluları Kösedağ Savaşı'nda
büyük bir yenilgiye uğratmasıyla tamamen yıkılan şehire önceleri
"Viranşehir" adı verilmiş, şehir Anadolu'nun verimli topraklarını yitirmek
istemeyenlerden biri olan Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yeniden inşaa
ettirilmiş. Bugünkü adıyla "Beyşehir" ya da geçmişteki isimleriyle "Süleymaniye",
"Süleymanşehir", "Beyşehir", "Beyşehri"; 1243 yılında Eşrefoğlu Süleyman
Bey tarafından kurulmuştur. Geçmişten günümüze ayakta kalmayı başaran
Eşrefoğlu Cami, Konya halkının göz bebeklerinden. Ne de olsa Konya;
camileri, türbeleri, sanatı ve semazenleri ile dünyanın göz bebeği.
İnşaasına dair farklı tarihlerden söz edilse de sivri kemerli çinili giriş
kapısı üzerinde caminin Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından 1296-1299
yılları arasında yaptırıldığı yazılıdır. Beyşehir Vakfı'na ait belgelerle
de inşaatının başlangıç tarihinin 1296 yılı olduğu kanıtlanmıştır. Cami,
Türk mimari kültüründe önemli bir yeri olan Orta Asya'daki Semerkant,
Buhara, Hive gibi eski Türkistan şehirlerinde bulunan ağaç direkli
camilerin ülkemizdeki örneğidir. Güney cephesi 31-80m, batı cephesi 46-55
m uzunlukta dış ölçüleriyle Anadolu'da ağaç direkler üzerine oturan düz
ahşap tavanlı camilerin en büyüğü olan cami; ahşap, çini ve kalemişleri
uygulamaları ile en zengin ince mimari örneklerini gösterir. Caminin üstü
önceleri toprak damla örtülü iken onarımlarla çinko kaplı kırma çatı
haline getirilmiştir. Sanki içinde yüzyıllık ağaç direkleri saklamak
istercesine cepheler moloz taşlarla örtülmüştür. Uzunlamasına dikdörtgen
planlı olan yapı altı sıra halinde mukarnas başlıklı 48 ağaç direk üzerine
mihraba dikey uzanan kirişlerle yedi nefli olarak yapılmıştır. Yüzyıllara
meydan okuyan ahşap direkler cami içine girildiğinde dingin bir atmosferin
sizlere eşlik etmesine sebep oluyor, gezilen bir sütun ormanın
sakinliğiyle... Ahşap tavanlar, yer döşemesinin ahşap seçilmesi güzelliği
tamamlayıcı elemanlar.
Caminin kapı ve pencerelerinde
de ahşap kanatlar seçilmiştir. Kapı ve pencere kanatları üzerindeki ahşap
süslemeler eşi benzeri olmayan eserler olarak kabul edilmiştir. Hatta
ahşap kapılar çalınararak Danimarka'ya kadar götürülse de duyarlı kişilerin
girişimleriyle yerine ulaştırılmıştır. Süslemeler yoğun olarak mihrap
önündeki parmaklıklarda ana ve tali kirişlerde görülür. Cami içinde
bölümleri birbirinden ayıran ahşap parmaklıklar da oldukça ince bir
ustalıkla geometrik şekillerle bezenmiştir. 1.43 m genişliğe, 2.55 m
yüksekliğe sahip mihrap da ahşaptır. Mihrabın hemen yanındaki minber
tamamen ceviz ağacından yapılmıştır. Caminin neden mimari açıdan zengin
bir yapı olarak kabul edildiği bir bütünü oluşturan ahşap örnekler,
uygulanan çiniler incelenerek de kolaylıkla anlaşılabilir. Ağaç
direkleriyle, ahşap tavanı, minberi ve yüzyılların suküneti ile
Beyşehir'de görkemli bir ahşap cami daha yıllara meydan okumaya devam
ediyor.
|