|
|
Tarihsel Binaların
Restorasyonu
Merab Boçoidze: “İnşaat endüstrisinin modernleşmesi, geleneksel yapım
becerilerinin ve hatta bilgisinin giderek yok olmasına yol açmıştır.
Bunun nedeni yalnızca geleneksel olanın rekabet gücünün azlığı değil,
aynı zamanda modernleşmenin tarihsel binaların sağlamlaştırılması
bakımından bir panzehir olarak kabul edilmesidir.”
Geleneksel
olarak Gürcistan Koruma Okulu, tarihi bina restorasyonunda
kültür varlıklarının stilistik incelenmesine öncelik vermiş
ve yapısal özelliklerin değerlendirilmesi niteliksel tanımlamalarla sınırlı
kalmıştır.
İnşaat endüstrisinin modernleşmesi, geleneksel yapım becerilerinin ve
hatta bilgisinin giderek yok olmasına yol açmıştır. Bunun nedeni yalnızca
geleneksel olanın rekabet gücünün azlığı değil, aynı zamanda
modernleşmenin tarihsel binaların sağlamlaştırılması bakımından
bir panzehir olarak kabul edilmesidir.
Geleneksel olmayan malzemenin ve yapısal çözümlerin olumsuz etkisi
zamanla farkedilmeye başladı. Birincisi, bu tür müdahaleler genellikle
koruma pratiğinin talepleriyle (otantiklik öğesi) gerekçelendirilmekle
birlikte, görsel ve estetik yönleri kabul edilemez bulunuyordu. İkincisi,
zaman içinde, bu tür müdahalelerin doğal afetlere (deprem, çığ,
vb.) olduğu kadar iklim
etkilerine (ağır kış, vb.) karşı da dayanıksız olduğu ortaya çıktı.
Getty Grant fonundan alınan destekle Dünya Mirası Sit Alanı olan Çazhaşi
Tarihsel Yerleşmesi’nde gerçekleştirilen inceleme ve değerlendirmeler,
çığ felaketleri sonucunda hasar gören ya da yıkılan yerel yapıların
tümünün çimento kullanılarak sağlamlaştırılmış olduğunu
göstermiştir. Günümüzde geleneksel malzeme kullanımının
avantajları evrensel kabul görüyor. Bir deprem sonucu yıkılan
Pitareti Manastır Külliyesi’nin Dünya Anıt Gözlem Programı çerçevesinde,
Samuel H. Kress Vakfı’nca desteklenen restorasyonu sırasında
geleneksel kireç kullanılarak gerçekleştirilen uygulama, Gürcistan’daki
koruma uygulamalarının başarılı bir örneği olarak anılabilir.
Ancak, bu pilot proje, kireç sanayisinin olmadığı koşullarda kireç
kullanımının bütün güçlüklerini de ortaya çıkartmıştır. Öte
yandan, ülkede süre gelen ekonomik bunalım koşullarında hükümeti bu
sanayinin kurulabilmesi için girişimde bulunmaya ikna etmenin de çok güç
olduğu görülmüştür.
|
|

Başka pek çok olumsuz koşulun yanısıra, 1991 depremi de mimari mirasın
ağır yıkım ve hasarına neden olmuştur. Yapısal değerlendirme ve
deprem tehlikesi araştırmalarının eksikliği, hasara acil bir yanıt
bulma çabası içinde, binaların iskelelerle koruma altına alınmasına
yol açmış, buysa, hasar görmüş binalarda
ciddi bir risk etmeni halini almıştır. Bu iskelelerin kaldırılabilmesi
ve hem yapısal inceleme hem depreme dayanıklılık analizi gerçekleştirilebilmesi
ancak 1999’da (Açık Toplum-Georgia Vakfı’nca
desteklenen proje kapsamında) mümkün olmuştur. Bu araştırmaların
gösterdiği üzere, bina öylesine zayıflamıştır ki, geleneksel
malzeme ve teknoloji kullanılarak sağlamlaştırılması
için baştan aşağı yıkılması ve yeniden inşa edilmesi
gerekmektedir. Burada karşımıza çıkan soru şudur: Böylesi bir
durumda modern teknolojinin
(zayıflamış duvarların metal aksam kullanılarak sağlamlaştırılması)
uygulamasından nasıl kaçınılabilir?
Bütün sorunlara uygun çözümler bulunması uluslararası ortak çabaları
(konferanslar, atölye çalışmaları, uluslararası işbirliği, ortak
araştırma programları vb.) ve deneyim alışverişini gerektirir.
Bu forumun, yüzyüze kaldıkları tehditlere karşı koyabilmeleri için,
meslektaşlarımızın aralarındaki dayanışmaya katkıda bulunacağını
umuyoruz.
Merab
Boçoidze / Koruma Mimarı
ICOMOS-Gürcistan Genel Sekreteri
|