AHSAP EV
BOYA
DUVAR PANEL
EMPRENYE
KAPI
KAPLAMA
KERESTE
KONTRPLAK
MERDİVEN
OSB
OYUN PARKLARI
PARKE
PENCERE
PROFİL
SAUNA
ZEMİN KORUYUCU
 

 


 

 » Haberin devamı...    
 


Wood Tech Teknik Ağaç


Ahşap kurutma fırınları üzerine yararlı bir söyleşi
Orman Yüksek Mühendisi Halil Şener: “Ahşap doğru kurutulmadığı zaman güzel işlenemiyor. Ahşabın sevilmesi ve sanayideki payını kaybetmemesi için, en önemli konu olarak kurutmayı eksik gördüm ve kişisel olarak biraz da tabi mesleğimize yakın olduğu için -benim master tezimde kurutma üzerineydi- Türkiye'de ilk kurutmaya giren firmalardan bir tanesiyiz.”

- Öncelikle sizi tanımak istiyoruz. Ahşap Sektörü’ne nasıl girdiniz?
- 1971 Orman Fakültesi mezunuyum, dolayısıyla bu iş benim mesleğim. Orman Mühendisliği'nin Endüstri Bölümü o zamanlar Türkiye'de yoktu. Endüstri Bölümü'nü İngiltere'de 1977 yılında tamamladım. O günden bugüne sektörde muhtelif fabrikalarda, çeşitli firmalarda yöneticilik yaptım. 1983'den bu yana da kurutma fırınları imalatı üzerine kendi işyerimi oluşturdum. Kurutmayı niye seçtiğimizi sorarsanız, çünkü ahşap Türkiye'de layıkıyla işlenmiyor ve kullanılmıyor. Bir kapı yada pencerenin -kendi evlerinizden de örnek alabilirsiniz- 10-15 yılda, doğramanın ya da zemin kaplamasının ömrü bitiyor. Tabi bunun bir çok nedenleri var, ancak sebeplerden bir tanesi kurutulmadan işlenmesi. Ahşap doğru kurutulmadığı zaman güzel işlenemiyor. Ahşabın sevilmesi ve sanayideki payını kaybetmemesi için, en önemli konu olarak kurutmayı eksik gördüm ve kişisel olarak biraz da tabi mesleğimize yakın olduğu için -benim master tezimde kurutma üzerineydi- Türkiye'de ilk kurutmaya giren firmalardan bir tanesiyiz. Aşağı yukarı 1983'den bu yana 19-20 yıldır çalışıyoruz. 3-4 tanesi yurtdışında olmak üzere 20'nin üzerinde büyük tesis kurduk. Ama arzu ettiğimiz pazarı bulduğumuzu da söyleyemem. Ahşap sektörü maalesef Türkiye'de hala benim ölçülerim içerisinde bir sanayi olamadı. Muhtelif nedenleri var; en başta ormanlar devlete ait, hammaddenin kaynağı devlete ait olunca -belki bunu size pek cesaretle söyleyemezler- devlet ağaç sektörüne ne kadar yatırım yaparsa, bu iş o kadar gelişmiş, yani politikacılara kalmış. Zaten devletimiz de son 20 yıldır devamlı zorlaşıyor. En son yatırımlar 1970'li, 75'li yıllarda yapılmış, o günden sonra da herhangi bir yatırım yok. 1995'lerden sonra zaten devletin elindeki fabrikalar da özelleşti, şu anda kamunun, devletin elinde hiç bir fabrika kalmadı, hepsi satıldı. Bunların çoğu kereste ve parke fabrikalarımız. Ayancık Parke, Demirköy Parke, Akkuş Parke bunların hepsi tarih oldu. Halbuki bunlar sektörün öncüleriydi. Söylemek istediğim, ahşap konusunda ciddi sektörler ortaya çıkamadı. Kim biraz büyümeye teşebbüs ettiyse de ilk krizde veya ikinci krizde battı. Sektörde bildiğiniz ne kadar büyükler varsa, şu anda yok. Şu anda Rusya hammadde kaynağı olarak karşımıza çıktı. Kerestede Rusya'ya %50'nin üzerinde bağımlı duruma geldik. Zaten şu anda hammadde ihtiyacı olarak %60 dışarıya bağımlı durumdayız. Yaklaşık olarak söylüyorum; hammaddenin %40'ı yerlidir. Şimdi kurutma sektöründe kendimiz, 20 yıllık tecrübenin sonucu olarak, süzüle süzüle kendimize özgü bir teknoloji geliştirdik. Uluslararası programlardan veya teknolojilerden farklı bir şey değil, ama biraz daha bize, Anadolu coğrafyasına veya Anadolu'daki Türk üreticisine dönük manüple şekli oldu. Şu an buna devam ediyoruz, pazar bayağı dar. Tüyap'ta düzenlenen 2001 Ağaç Makinaları Fuarı'na katıldık. Şunu gördük ki; bize kurutma fırınıyla ilgili doğru dürüst 5-6 tane talep geldi. Fuara katılan imalatçı sayısı da 7 taneydi. Tabi korkunç bir rekabet sözkonusu oluyor. Fiyat kıranlar oluyor. Fuara iştirak eden 7 üreticiden 3 tanesi yurtdışından, bunlar da yeni pazar bulamıyorlar ki, Türkiye pazarına girmeye çalışıyorlar. Türkiye'den de 4 firma vardı, bunun yanında benim bildiğim, 4-5 tane de iştirak etmeyen firma vardı. Şimdi bu kadar çok üretici varsa, ortada talep yok, dolayısıyla yeni iş almak çok zor. Bu sefer kendimize alternatifler arıyoruz, zaten sektörün içindeyiz, değişik ağaç işleme tekniklerine yöneldik.

- Yan faaliyet olarak mı?
- Artık yan faaliyet mi dersiniz, yoksa asli faaliyet olmak üzere mi? O hale gelmeye başladı. Amerikan Wood-Mizer diye bir firma var. Bu makine ahşabı daha çok ormanda kesmede ve devrim niteliğinde, daha çok teknik yaklaşan bir ağaç kesme sistemiyle çalışıyor. Bu fuarda bunu teşhir ettik, tanıttık. Tabi ahşap bizde bir de katledilir gibi kesiliyor, biçiliyor. Alışılagelmiş, klasik bir kaç firma var bu konuda, onun dışında makina üreten yok. İlerde inşallah bir şekilde üretmeye ve entegre olmaya başlayacağız.

- Kurutma fırınları konusunda ithalatçılar da var. Onlarla aranızda bir fiyat rekabeti var mı? Fiyat açısından karşılaştırır mısınız?
- Fiyat olarak tabii ki biz yerli üretici olarak -ama onların kalitesine ulaştığımızı söyleyemem- daha avantajlıyız. Ancak yurtdışından gelen markalar sadece Türkiye'ye değil, bütün dünyaya hitap eden firmalar. Uluslararası çalışıyorlar, sermayeleri güçlü, uzun bir gelenekleri var. Bundan dolayı da teknoloji çok gelişmiştir. Özünde teknik olarak onlarla aynı seviyedeyiz,  fakat kalite olarak veya malzeme olarak onlar bizden daha iyidir. Bize nazaran fiyatları, iki katı yüksektir. Ben onların kullanılmasını bizim sektörümüz için lüks buluyorum. Onu kullanacak teknik eleman da yoktur. O kadar pahalı işletiyorlar ki, “İtalya'dan uzman gelsin, yok Avusturya'dan yedek parça gelsin, yok Almanya'dan şu gelsin.” Enteresandır; İnegöllü bir üretici var, makineleri dışarıdan almış, 4-5 tane fırın kurmuş, fuarda bizi ziyarete geldi. "Kurutma hala problem, hala problem" diyor, "Niye problem?" diyoruz. Açıklayamıyor, demek ki değerlendirememiş.
Yerli üreticilerden de kaliteli olanlar var, onların da kalitesini inkar etmemek lazım. Yurtdışına açılmış, başarılı olmuş firmalarımız var.

- İşlerin canlanması için sanıyorum Türkiye'de en azından ahşap konusunda insanların biraz daha bilinçlenmesi, ahşaptaki kalitenin artması ve ahşap sektörünün biraz daha atak yapması gerekiyor?

 
- Evet kalitenin artması gerekiyor, kalite artacak ki talep olsun. İşe ev hanımlarından başlıyalım, bir örnek vereyim; gidin akşam evinize, ahşapsa açın pencerenizi ya da kapınızı, tekrar bir kapatın. Bakın bakalım orda alt köşe ile üst köşe arasında kaç mm. fark var.

 Bu şu demek; yazın içeriye toz girer, kışın da fitil takarsınız soğuk girmesin diye. Bu onun kalitesizliğini gösterir, dolayısıyla hanımlarımızda şimdi büyük bir trend var, hep böyle pvc pencereye gidiliyor. Bir günde takılıyor, fakat bunun soğukluğu ahşabın sıcaklığını veremez ve ömrü ahşap kadar uzun değildir. Yurtdışında, İsviçre'de zemin artık parkeye dönmeye başladı. Tabi ahşabı hanımlara sevdirmek için ürün kalitesinin artması lazım, dertsiz bir ürünü sunmanız lazım. Sorun yaratan bir ürünü tabii ki evinize sokmazsınız. İmalatçı ağacın güzelini alacak, ağacı güzel kullanacak, kurutucak, güzel cila yapacak. Türkiye'de bütün yazlıklar, -buna bütün sahilde ne kadar kooperatif evi varsa dahil- hepsinin kapıları değiştirilmiştir. Çünkü ilk yapılırken, alaturka yapılıyor. Türkiye'nin çıkmazı da bu zaten. Ahşabı rezil ediyoruz, ahşabın adı kötüye çıkıyor.

Mimarlarımız niye ahşap evleri tercih etmiyor bilemiyorum, fakat ahşap evden kaçısın bence en büyük nedeni ahşabı bulamamak, yani mimarların konutta kullanılacak yeterli miktarda veya ekonomik ağacı bulamıyor oluşudur. Ormanlar devlete ait, devletin de ormancılığı geliştirmeye yönelik önemli bir politikası yok. "Konut sektöründe şuna yönlendireyim, buna yönlendireyim" diye bilinçli bir politikaları olduğunu da sanmıyorum. Orman Bakanlığı'nın böyle bir politikası olmamıştır, bu neden olmamıştır? Meslek hayatımın 10 yılını Karadeniz'de geçirdim. Karadeniz'de bile ağaç yok, konutta kullanılacak bir kütük bulamazsınız, bitmiştir Türkiye'nin ormanları. Hammadde yok, hammadde olmayınca ithal etmeye başlıyorsunuz.

Türkiye'de her şeyde bir kaos, bir kriz var.

- Kurutma amacı ve kurutma fırınlarının özellikleri hakkında bilgi alabilir miyiz?
- Kurutmanın amacı; ahşap özünde canlı bir organizmadır. Örneğin; evinizde kullandığınız parke, ormanlardan geliyor. Bunları kestiniz ve İstanbul'a getirdiniz, evinize soktunuz. Evinizde sıcaklık 20 derecenin altına düşmez, yazın 30 derecenin üstüne çıkar. Dolayısıyla şartlar değişti, şartlar değişince ağaç kendini buna uydurmak zorunda, uydurmazsa çalışır veya ömrünü devam ettiremez. Kurutmanın espirisi ağacı kullanımdan, pencere, kapı yapılmadan önce ıslah edilmesidir. Ağacın içinde hayatını devam ettiren su var, bu ağacın aynı zamanda çalışmasını sağlıyor. Bu su çok olursa şişer, az olursa çatlar. Bunu öyle bir dengede tutmak lazım ki çatlamasın, patlamasın ve de su döküldüğü zaman, hava yağmurlu ya da nemli olduğu zaman çalışmasın. Bunun için de kondisyone olması lazım, yeni dengeye uyması lazım. Kurutma fırınları bu dengeyi sağlar. Bunu sağladığınız zaman ahşap kuruyor. Bu program dahilinde kurutursanız ağaçta bir deformasyon olmaz.

- Kurutma süresini belirleyen unsurlar nelerdir?
- Kurutma süresi 1 haftadan 2 aya kadar uzar. Ağaç türlerine ve kalınlıklarına göre kurutma süreleri değişmektedir.

- Kereste kurutmayla parke kurutma fırınları arasında fark var mı, yoksa ikisinde de aynı işlemi yapmak mümkün müdür?
- Tabi farklılıklar vardır. Aynı fırında iki işlemi de yapabilirsiniz, ama ekonomik olmaz. Amaca yönelik fırın tabi daha ekonomik çalışır. Parke imalatçısıysanız, ona göre biraz daha ince uzun dar yaparsınız, ona göre planlarsınız, dolayısıyla enerji kaybı minimumda kalmış, süre kısalmış olur. Kurutmanın tabi bir maliyeti var, ucuz değil.

- Son olarak ahşap sektörüyle ilgili değinmek istediğiniz bir konu var mı?
- Tabi ki var. Bir an önce orman ağaç hammaddesi kaynağının devletin elinden alınması lazım bir şekilde. Yani bu çarkın kırılması lazım, çünkü hammadde kaynağında pahalı, kaynağında plansız kaynağında, ne olacağını bilemediğimiz bir sistem var. Dolayısıyla hammadde güvencemiz olmadığı zaman buna bağlı bir sektör de gelişmiyor. Türkiye'de ağaç sektörü çok zayıf, çünkü siz onun hammaddesini güvence altına almazsanız, ben ona yatırım yapmam, banka ona kredi vermez,  sanayici bu işe girmez. Şimdi ben keresteyi nereden alacağım, kaça alacağım belli değil, alıp alamayacağım da belli değil. Özünde hammadde kaynağının bir şekilde reforme edilmesi lazım, yeniden yapılanması lazım, sektörün buna ön ayak olması lazım.

- Bize Wood Mizer hakkında da kısaca bilgi verir misiniz?
- Wood Mizer bir Amerikan firması, Indıana Polise'de kurulmuş, mobil ve portatif hızar imal ediyor. Espirisi, 1 kişiyle veya 2 kişiyle ağacı biçebilme, küçük motorlarla işi yapabilme. Enerji ön planda, çünkü bunun 10 kw ile yaptığını biz 20 yada 40 kw ile yapıyoruz. Çok akıllıca geliştirilmiş bir cihaz, inşallah bizde de çoğalır. Ağaç zayiatında, talaşta sadece %50 tasarruf sağlıyorsunuz, oda 100 m3' de 4 m3 bedava kereste demektir. Bunların bayiliğini alabilmek için birkaç kez gidip geldik oraya. Aşağı yukarı 10 yıl önce gördüğümde büyülendim, Teksas'da görmüştüm her çiftlikte bir tane var, tabi orda her çitfliğin bir ormanı var.

- Bu ürün Türkiye’de umarız ciddi bir pazar bulur.
- Umuyoruz, işte yola çıktık.

- Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.