|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
» Haberin devamı... | ||||||||||||||||||||||||
|
1968 yılından itibaren Türkiye’de ihracat arzusu güçlenmeye, bizim grubun kereste imal eden bölümü de ihracat yapmak için teşebbüslere başladı. - O zamanki şirket adı
neydi? Yine 1970’li yıllara dönersek grup olarak müşterinin ne istediğini, başkalarının bu işi nasıl yaptığını, nasıl yapılması gerektiğini görebilecek bir yapıya sahip olduğumuz ve dolayısıyla başarılı olduğumuz görülür. - Hangi ülkelere ihracat
yapıyordunuz? - Fabrikalar neredeydi? Bugüne gelince, benim şu anda yönettiğim Tor Ltd. firması, bir pazarlama kuruluşu olarak çalışmaktadır. Bunları söylemek belki gereksiz ama bizim bu pazarda tecrübemiz, iş tutumumuz çok iyi bilinir ve ağaç sanayiinde çok önemli bir faktördür bu. Yıllar içinde oluşmuş ve ilişkilerimizin aralıksız sürdüğü geniş bir müşteri portföyümüz var. Son zamanlarda inşaat sektöründeki sıkıntılar dolayısıyla onların bizi çok sık arayabildiğini söylemek pek mümkün olmuyor tabiatiyla. İşin önemli bir tarafı da şu; mesleğimizin inşaat mühendisliği olması, şantiyeden gelmiş olmamız bizim pazarlama sistemimizi olumlu yönde etkiledi. Biz şantiyeye gittiğimiz zaman şantiyenin ihtiyaçlarını, zamanını iyi görebiliyoruz. Örneğin; gereksiz bir zamanda mal gönderilmesi, şantiyeyi depolama zorlukları içinde bırakabilir, biz gelişmeleri yakından takip ederek zamanında ve onların istediği şekilde malı göndermeyi bilen bir kuruluşuz. Şunu söylemeliyim ki, iş programını bizi artık tanıyan müşterimizle oturup birlikte yapıyor, seçenekler yaratıyoruz. Çünkü biz büyük iş, çok sayıda daire yapan müteahhitlerle çalışıyoruz. Uygun olmayan bir zamanda bir kamyon dolusu mal sevkedildiği takdirde, bunları koyacak yer hemen bulunamayabilir, geçici işlerde depo maliyeti fazladır. Bu nedenle pek istenmez, binanın içinde bir yere stoklama tercih edilir. Bu tür konuların planlanmasında da bizim önemli katkımız oluyor. Fikir alışverişi içinde şantiyeyi bilen bir grup olarak, biz müşteriye ikinci bir hizmet götürmüş oluyoruz. Bu da müşteri profilimiz açısından çok önemli bir husus. - Kapı üretimindeki
kapasitenizde nasıl bir gelişme oldu? |
![]() - Siz kapı üretimine başladığınızda, Türkiye’de sizin gibi kapı üreten kaç firma vardı? - Sadece 1 tane vardı. Bizim sanayi kolumuz, boyutları itibariyle maalesef sanki bir sünger gibi, devamlı küçülür büyür. Bizim çok sık yaşadığımız bir olay var; piyasa canlı ise ustalık seviyesine gelmiş adamlarınız ben gidiyorum der, bir dükkan açar. Çünkü ağaç işleyen bir atölye kurmak çok büyük yatırım gerektirmiyor. Bir doğramacı atölyesi, komple bir tezgahı olan biri ufak işler yapabilir. Bu işin doğrama tarafı, diğer yanda kerestecilik tarafına bakarsanız, sanayiye kıyasla çok basit sayılabilecek bir bıçkı atölyesi olan biri de tomruk biçip kereste imal edebilir. Bunlar tabii rakip durumdalar, sanayiin rakibi böyle küçük işletmeler, atölyeler. Bunlar yasaların gerektirdiği bazı harcamaları yapmadıkları gibi, ağaç işleme tekniğinin de gereklerini tam olarak yerine getiremediklerinden ve kapasitelerinin çok üzerinde taahhüde girdiklerinden, sonuçta kendilerinden ucuz fiyata mal alan müşterilerine kaliteli ürün ve hizmet veremezler. Bu da neticede ağaç mamullerinin adının kötüye çıkmasına sebep olur. Bu ağaç sektörünün şanssızlığının başka bir sebebi. Ağaç sektörü şanssız bir sektör ve bizim Ahşap Derneği’nde yapmaya çalıştığımız bu zaten, yanlış yönlendirilmeyi ve tüketicinin kafasına sokulmuş yanlış şeyleri düzeltmeye çalışıyoruz. Hep söylüyorum, bu amatör bir hizmettir. Belki biz bunun meyvelerini bugün göremeyeceğiz ama bizden sonrakiler biraz daha aydınlanmış olacaklar. Bu insanlar küçük atölyelerde ekmek derdindeyken maliyet çok önem kazanıyor, ikinci üçüncü etapları düşünmek durumunda değiller. İki sebepten; birincisi bazı şeyleri bilmiyorlar, -ama bugün müşteri bazı şeyleri sorar oldu- ikincisi pek de umursamıyorlar. Yani “Ben ekmeğimi yiyeyim, gerisi Allah kerim” mantığıyla hareket ediyor. Örneğin kurutma; küçük işletmelerde kurutma bilimsel anlamda yapılmıyor, müşteri aldığı duyumlar etkisiyle, “Senin ağacın kurutulmuş mu?” diye soruyor ve çoğunlukla evet cevabını alabiliyor. İkincisi emprenye işlemi hiç bilinmiyordu, şimdi bu ikisi biliniyor ama bunların bilinmediği süreci veya bilinse bile imalatçının umursamadığı gerçeğini de ekliyorum, bu şekilde yapılan kötü işlerin insanları ahşaptan soğutması çok doğal. Adam pencere yapmış, pencere şişmiş, su almış ve bu durumda kalan müşteri, pvc pencere çıkınca sorunsuz olacağını zannederek hemen onu almaya başlamış. Halkımız bence yanlış iş yapıyor, bugün artık Avrupa’da terkedilmekte olan doğramayı biz hâlâ alıyor, satıyoruz. Neticede ağaç kullanımını yeterli seviyeye getiremiyoruz. İki türlü kötülük var bunda. Birincisi; ağaç sanayii gelişmesi gerektiği kadar gelişemiyor, orman bölgelerindeki iş gücümüz düşüyor, hatta başka yerlere gidip iş aramak durumunda kalıyor. İkincisi; ağacın doğal sıcaklığını kaybetmiş oluyorsunuz. Bir konut veya bir işyeri düşünün; içerdeki dekorasyonu tamamlayan tertemiz güzel bir ahşap doğrama görüntüsünü başka malzemelerle kıyaslamak mümkün mü? Bu, ağaç sanayiinin yaşamakta olduğu ve muhakkak çözmesi gereken bir durum. Bizim belki de Ahşap Derneği’nde başarabileceğimiz bir konu. Bu doğrultuda mücadele gücümüzü odaklamamız gerekli. Pencere doğraması işinde bakıyorum, artık bugünkü ahşap işleme teknikleriyle kusursuz doğrama yapmak mümkün, üstelik rakiplerin getirdiği bitmiş teslim, az bakım v.b. bütün avantajları da sağlamak kaydıyla. İşimiz ahşabı iyi işlemeye kalıyor. Bugün emprenye işlemi belki bir yük getiriyor, ama büyük miktarlar söz konusu olduğunda, ahşap doğrama çok satılmaya başladığı zaman, belki herkes kendi emprenye tezgahını kuracak. Bilinçli bir çalışma yapılmalı diye düşünüyorum, ahşabı bilhassa doğramada az kullandığım için üzülüyorum. Çok kullanmamız gerek, hala girilmemiş ormanlarımız var, gelişmesi için ormanın içine girilmesi, bilimsel kesim yapılması gerek. Ormanlar kendini yenileyebilen ender doğal varlıklardandır, iyi işletme halinde de şüphesiz kendi bölgelerinde işsizlik meselesinin çözümüne katkı yapacaklardır. Bir de depremin sonucu olarak karşımıza çıkan ahşap yapı konusu var. Mesleğim dolayısıyla da bu fikri ortaya çıktığı günden beri destekleyenlerden biriyim. Bunu ortaya koyduğumuz zaman, asırlar boyu Anadolu’da geleneksel hale gelmiş ahşap inşaat sistemlerinin yok olma sürecinde olduğunu gördük. Üniversitelerde ahşap dersinin bile okutulmadığını öğrendik. Bir ev yapmak üzere yola çıkıldığında, statik hesaplara ve şartnamelere gerek duyulur, biz de bunları üniversitelerden alalım dediğimiz zaman, gördük ki üniversitelerde son zamanlarda ahşap konusunda pek çalışma yapılmamış. Son zamanlarda bu yolda biraz hareketlenme görülüyor, sanırım bizim derneğin bunda önemli bir payı var. Değinmek istediğim bir nokta daha var. Ahşabı seven bazı arkadaşlarımız, herşeyin yerine ağaç koymaya çalışıyorlar, ahşap güzel tabii ama her yere olmaz. Yıllardan beri kullanılan, kendini ispat etmiş sistemler olan çelik ve betonarmeyi inkar edemeyiz, bu yola sapmadan ahşap kullanımını teşvik etmek lazım. Bir sürü müstakil evler, villalar yapılıyor. Tabii modanın yanısıra depremin de rolü oldu bunda. İnsanlar villada oturmak için mi kentten uzaklaştılar, yoksa ahşabı sevdiklerinden mi onu pek bilemiyorum, ama en azından ahşabın da bu trendden faydalanması lazım. Bu kültür, bu bilinç bilhassa büyük şehir çevresinde unutulduğu için çok yanlış uygulamalar var. - Sizin grup olarak ahşap ev çalışmalarınız
var mı? Ahşabın kullanım alanlarından bir tanesi de parkedir. Türkiye’nin bu konuda elindeki hammadde olarak en iyi malzemeler kayın ve meşe. Bugün tabii alternatif kullanım malzemeleri var, bunları yapanlar da var Türkiye’de. Bence Türkiye’nin zemin kaplamaları konusunda da iddia sahibi olması lazım. Bilimsel kurutma yoluyla da daha evvel yaşanan problemler yaşanmayacaktır. Türkiye’nin mevcut kaynakları zemin kaplamalarında gayet güzel kullanılabilir. Grubumuza dönersek, tüm bu ahşap işlerinin yanısıra otel tefrişi de yapıyoruz. Bu sadece genel mahallerin dekorasyonu anlamında değil, oda tefrişi şeklinde de oluyor. Bu konuda oldukça tecrübeli bir grubuz. - Asıl hizmetinizin
toplu projelerde olduğunu biliyoruz, özel talepler de oluyor mu? Bizim asıl hedefimiz, tabii ki konut grupları, villa siteleri, oteller velhasıl toplu işler. - Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz. |
|||||||||||||||||||||||||