AHSAP EV
BOYA
DUVAR PANEL
EMPRENYE
KAPI
KAPLAMA
KERESTE
KONTRPLAK
MERDİVEN
OSB
OYUN PARKLARI
PARKE
PENCERE
PROFİL
SAUNA
ZEMİN KORUYUCU
 

 

 » Haberin devamı....    
 


Ahşap Mühendisliği

Aziz Şasa: “Ahşap sektörünün silkinme aşamasında olduğu bugünlerde Rosenheim örneği doğrultusunda ahşap mühendisi yetiştiren bir ya da daha fazla kurumun oluşturulması için gerekli girişimlerin süratle ve tüm sektör aktörlerince  yapılmasında  yarar görmekteyim. Bizim önem vermemiz gereken en önemli kurumlardan biri endüstri meslek liseleridir, işin temelini bunlar oluşturacaklardır. ” Biraz önce bütün bu üstün nitelikleri anlatılan malzemeyi normal hayatta kullanabilmek için kilit rol oynayan bir noktaya değinmek istiyorum. Bu malzemenin yeterli derecede kabul görmesi için herşeyden önce iyi işlenmesi gerekiyor ve bunu da yapacak elemanlar olmazsa yada işlenmesi kötü yapılırsa malzemenin de adı aynı derecede kötüye çıkmaktadır. Ben bir ahşap teknoloji mühendisiyim, Almanya’da Rosenheim adında bir okulda -ki dünyada eşi olmayan bir okul- bu konuda dünyadaki en iyi okullardan biri, okudum. Orayı ben bir anlamda referans olarak kabul ediyorum ve Türkiye’de ahşap konusundaki teknik eğitimin nasıl geliştirilmesi gerektiği yönünde bazı önerilerde bulunmak istiyorum. Bir kere Rosenheim nedir?  Rosenheim teknik eleman sıkıntısı çeken Bavyera Eyaleti ahşap sanayicilerinin 1925 yılında imece usulüyle kurdukları bir okuldur. Daha sonra devletleştiriliyor ve türünün ilk örneği olan bu okul zamanla gelişip dünyada duyuluyor. Benim okuduğum dönemde lisans derecesinde diploma veren bir yüksel okula dönüştü ismi de Ahşap Teknolojisi Uzmanlık Yüksekokulu olarak değişti. Bütün bu süreçte sanayinin yoğun desteği devam etmekteydi ve bu okuldan mezun olanlara ahşap mühendisi diploması verilmekteydi. Bu başarı orada başka sektörlerin de ilgisini çekti ve zamanla plastik sektörüne yönelik olan bir okul, işletmecilik eğitimine yönelik olan bir bölüm ve daha sonra da ahşap bölümünün alt bölümü olarak ahşabın iç mimaride kullanımına yönelik bir bölüm açıldı. Bugün üniversite statüsünde elektronik dahil birçok dalda eğitim vermektedir bu okul. Sanayi ilişkisi yine çok belirgin. Dünyanın her yerinden öğrencilerin geldiği bu eğitim kurumundan mezun olmak sektörde çalışmak isteyenler için çok önemli bir avantaj. Daha sonra nerede avantaj olduğuna değineceğim, bizde değil belki ama dışarıda kesinlikle bir avantaj. Almanya ve Avrupa’daki büyük ahşap işlere tesir etmiş üst düzey yönetcilerin çoğunluğu da o okuldan mezun. Öğrencilerin çoğu da ya sektördeki ailelerin çocukları ya da sektörle ilgili devlet kurumlarının veya özel şirketlerin gönderdiği bursiyerler. Eğitim teknik eğitim ve sloganı da uygulamalı bilimdi. Bir sanayi tesisinin özellikle teknik yönetiminin üstün bir biçimde yönetilmesi gerekli her türlü eğitim sağlanıyor. Yürütülen araştırmalar, bitirme tezi için seçilen konular tamamen ahşaba yönelik. Yüksek okulun yanında ayrıca bir tekniker okulu var ve burada saha elemanları yetiştiriliyor. Benim okuduğum dönemde Kelebek Kontrplak, tekniker okuluna bir bursiyerini göndermişti. Çok önemli bir vurguya tekrar değinmek istiyorum, sanayi ile interaktif ilişki. Kuruluşu ahşap sanayicilerin insiyatifiyle olan bir eğitim kurumunun sanayi ile ilişkisini devam ettirmesi son derece doğaldır. Sanayinin doğrudan parasal desteğinin yanında labaratuvar anlamında kullanılmak üzere ahşap işleme makinaları tahsis etmesi söz konusu. Kurutma fırınları ve benzeri tesisler imalatçıları tarafından tahsis ediliyor. Sanayi ile ilişki anlamında bir başka gösterge ise öğretim görevlilerinin formasyonu konusundaki tercihlerdir. Belli süre deneyimi olan eğitim görevlileri tercih edilmektedir. Tipik bir eğitim görevlisi profili ise Rosenheim’dan mezun olduktan sonra sanayici bir süre yönetici olarak çalışmış ve doktora derecesinde akademik kariyer yapmış bir kişi olarak tarif edilebilir. Elbette farklı formasyonlara da rastlamak mümkün.Örneğin fizik matematik ve benzeri konulardaki öğretim görevlilerinde sanayi .deneyimi şartı aranmamaktadır.Müfredat ve staj; öğrenim toplam 4 yıl veya 8 sömestirdir ve ilk 2 sömestir daha çok genel, teorik eğitim ağırlıklı  bir müfredat var ve malzeme bilgisi de yer almakta. 6. sömestirdeki staj sanayi işletmelerinde ve imalat ortamında yapılmaktadır. 5. sömestire kadar toplam 12 haftalık bir ön stajın metal işlemeleri ve makina tekniği konusunda yapılmış olması şart koşulmuştur. Bu ön stajın tatil dönemleri ve ders dışı sürelerde olması öngörülmüştür.  7. ve 8. sömestirlerde ise imalat, yönetim ve .proses otomasyonu konusuna yönelik dersler yer almaktadır ve bunlardan biri de fabrika planlamasıdır.Benim dönemimde bunlardan bir diğeri de doğrama imalat tekniğiydi. Bu derste doğramanın endüstriyel yapımı ile ilgili tüm bilgiler ve bunun yanında doğrama seçimindeki püf noktalar işleniyordu. Doğrama gibi ahşabın çok tatbik edildiği, bir anlamda malzemenin vitrini niteliği taşıyan uygulamalara çok büyük önem veriliyor ve yanlış tatbikatlara müsade edilmiyordu. Rosenheim standartların belirlenmesinde birinci rol oynayan doğrama enstitüsü gibi önemli bir kurumun doğum yeri olması ve bu enstitünün  Rosenheim’daki bir eğitim görevlisi tarafından kurulmuş olması elbette bir rastlantı değildir. Sağlıklı yapılar konusundaki temel adımların Rosenheim’da atılmış olması rastlantı olmayan diğer bir ilginç olaydır ve çevre koruma konusunun da zorunlu dersler arasında yer alması dikkat çekicidir. Bitirme tezleri ise tatbiğe yöneliktir. 8. sömestirde bir diploma tezi önemli yer tutuyor ve bu aşamaya gelinceye kadar epey bir vize maratonu geçiriliyor elbette.



Son dönemde 2002 yılında başlaması öngörülen bir master seçeneği ilave edilmiş durumdadır. Bachelor öğrenimi 7 sömestirlik bir müfredatı 5. sömestire kadar diploma öğrenimiyle aynı bitime tezi öğreniminin bir parçası sadece yönetim ağırlıklı dersler bu dalda bulunmamaktadır. Programın. hedefi ise öğrenimim uluslararası bir statüye kavuşturulması olarak tanımlanıyor, bundan kastedilenin akademik derecede uyum sağlamanın  yanında belli konularda uzmanlaşmayı teşvik olduğu anlaşılıyor. 2 sömestirlik ve %70 oranında ders %30 tez çalışmasından oluşan bu öğrenimin yapısı kişiselleştiriliyor yani öğrenci bunu kendine özgü çerçevelendirebiliyor. Buradan mezun bir kişi olarak belitmek istiyorum ki mezuniyetimin ardından bir arkadaşımın kereste fabrikasında taslak imalatı konusunu  inceledim, daha sonra ise neredeyse benim için bir tutku haline gelen lamine ahşap yapı elemanları konusunda inceleme yaptım. Bu konuda bir üretim projesini neredeyse gerçekleştiriyorduk ama Türkiye’de o tarihte bunu kabul ettirmenin zorluğunu görüp bundan vazgeçtik. Daha sonra bir sunta fabrikasının kuruluşunda ön planda oldum ve Rosenheim ortamında kazandığım donatıların sorunsuz bir tesisin kurulması sürecinde çok işime yaradığını rahatlıkla söyleyebilirim. Aynı donatılar daha sonra organize edilmek durumunda kalan bir okul sırası üretiminde çok işime yaradı. Genel piyasanın zıttı tamamen bilimsel bir şekilde yürütülen bu çalışma en erken ve en sorunsuz teslimat yani kısacası en karlı imalatı yapan grup niteliğini bize kazandırdı.Sonuç olarak, konuyu özetle anlatmaya çalıştığım gibi ahşap sektöründe etkin görev yapmak için her türlü donatıya sahip yönetici adayları bu okulda yetiştiriliyor. Bunları imalat sektörünün her kısmı için gerekli temel bilgiler veriliyor, işin teorik kısmı da günlük hayatta gerekli olan doz ile sınırlıdır. Dikkat edilirse sürekli vurguladığım nokta sanayidir yani pratik ile interaktif ilişki oldu. Sanırım öğretimin dayandığı bu konsept elde edilen başarının kilit  faktörüdür. Malzeme hakkında temel bilgilerin yanında bu malzemenin doğru ve rasyonel şekilde işlenmesi konusunda gerekli bilgilere sahip teknik elemanların sektörün verimini arttırmakta kilit rol oynadığı yadsınamaz bir gerçektir. 1925 yılında sektörlerini daha ileri düzeye çıkartmak ve bunu sağlamak için gerekli teknik elemanları yetiştirmek üzere ilk ve doğru adım atan bir grup yerel sanayicinin temelini attıkları bu okulun günün birinde dünyanın her yanından gelen öğrencilerin birarada öğrenim gördükleri bir kuruma dönüşeceğini hayal bile ettiklerini sanmıyorum. Ülkemize yansımalarla ilgili bir noktaya değinmek istiyorum. Ülkemizde bilindiği kadarıyla hepsi 1980 öncesi Rosenheim’dan mezun olan 3 kişi var. Şu anda bunlardan hiçbirinin üretimle doğrudan ilişkisi yok ve sadece 2 tanesinin sektöre fabrikalarla bağlantısı var. Bu kişilerin sektörde aktif oldukları dönemde yaptkları önemli katkılar var. Ancak sanırım ayrılmanın nedeni sektördeki o dönemin girişimci profili ile bu kişilerin profilinin ve beklentilerinin örtüşmemesidir. İçine kapalı, geri kalmış ve sürrealist şartlarda çalışmayı huy edinmiş bir ahşap sektöründe Rosenheim’li olmanın bağdaşmasını beklemek çok gerçekçi değildir. Ancak geçmişteki bu tutumun da bu sektörü ne hale getirdiği sır değildir. Ülkemizdeki benzeri eğitim kurumlarını çok özetle geçiyorum. Ben Rosenheim’de bulunurken 1970’li yıllarda ülkemizden 2 tane girişim oldu böyle bir okul kurmak için. Karadeniz Teknik Üniversitesi bu girişimi ilk yapan oldu. O tarihte emekli olma aşamasında olan bir öğrenciyle yetkililer temas kurdu fakat proje gerçekleşemedi. Daha sonra benim burada tanık olduğum bir başka olay gerçekleşti: Hacettepe Vakfı tarafından kurulan ahşap endüstri mühendisliği bölümü. Burada temel motivasyon kurulan ahşap sanayi alt yapısına gerekli teknik elemanı yetiştirmekti. Yani 1925’de Almanya’daki Rosenheimdeki sanayicilerin benzeri bir motivasyonla yapmaya çalıştıkları gibi son derece akılcı bir girişimdi. Sadece gerekli ilgiyi sanıldığı kadar görmedi ama o dönem içinde yapılanlar içinde  sanayiye en yakın model olduğunu düşünüyorum. Daha sonra İstanbul Üniversitesi orman fakültesinde İzzet Baysal ve Süleyman Demirel Üniversitelerinde orman endüstri mühendisliği bölümleri kuruldu. Bütün bu kurumları şu anda değerlendirecek durumunda değilim ama bakıldığı zaman kurulduğu yerlere sanayi ile bir ilişki arayışının hakim olduğunu çok rahatlıkla görüyoruz. Ama sektörün bugünkü durumuna baktığımızda bu konuda bir mesafe alındığı düşüncesinde değilim. Son olarak bir temenniyi dile getirmek istiyorum; ahşap sektörünün silkinme aşamasında olduğu bugünlerde Rosenheim örneği doğrultusunda ahşap mühendisi yetiştiren bir ya da daha fazla kurumun oluşturulması için gerekli girşimlerin süratle ve tüm sektör aktörlerince  yapılmasında yarar görmekteyim. Bizim önem vermemiz gereken en önemli kurumlardan biri endüstri meslek liseleridir, işin temelini bunlar oluşturacaklardır ve bu bakımdan da sektördeki tüm aktörlerin gerekli gayreti göstermesi gerekir. Saygılarımla.