|
|
Mükemmel bir yapı malzemesi:
Ahşap
Emine
Erdoğmuş: “Batı, ahşabı yeniden keşfediyor. Başka malzemelerin
yetersiz kaldığı birçok mimari sorunu çözebilen çağdaş bir mühendislik
malzemesi olarak görüyor. Bugün ahşap ile 150 metrelik açıklıklar
kolonsuz geçiliyor. Betonarme binaların yangından kaçma koridorları
ahşaptan yapılıyor, aşırı rutubetli ortamlarda yüksek hizmet ömrü
nedeniyle ahşap kullanılıyor. ”
Bir yapı malzemesi olarak ahşap, Anadolu’da binlerce yıllık bir geçmişe
sahip. Hımış gibi çok önemli bazı yapım sistemlerinin Anadolu kökenli
olduğu söylenebilir. Ayrıca ahşap geçmişte sadece konut inşaatında
değil köprü yapımında, anıtsal binalarda da kullanılmış. Şimdi
ise sıcak ve güzel ama modası geçmiş, eski, dayanıksız bir süsleme
malzemesi olarak algılanıyor.
300
yıl ayakta kalmış ahşap yapılar yıkılıp yerlerine betonarme
taklitleri inşa ediliyor. Bunun karşısında Batı ahşabı yeniden keşfediyor.
Başka malzemelerin yetersiz kaldığı birçok mimari sorunu çözebilen
çağdaş bir mühendislik malzemesi olarak görüyor. Bugün ahşap ile
150 metrelik açıklıklar kolonsuz geçiliyor. Betonarme binaların yangından
kaçma koridorları ahşaptan yapılıyor, aşırı rutubetli ortamlarda yüksek
hizmet ömrü nedeniyle ahşap kullanılıyor.
“Çevreyi
korumak için ağaçları kesin!” Bu Birleşmiş Milletler Avrupa Çevre
Komisyonu’nun bir basın bülteninin başlığı. Tabi ki insanlara
“hadi gidin önünüze gelen bütün ağaçları kesin“ öğüdünü
vermek için yazılmamış. Ahşap kullanmanın ne kadar çevreci bir
davranış olduğunu anlatan bir makale.
Ahşap
kaynağı yenilenebilen tek yapı malzemesidir. Bu özelliği, üretimi ve
işlenmesi için az enerji istemesi (aynı miktar alüminyumun ellide biri
kadar), dönüşebilir olması ve üstün ısı yalıtım özellikleri ile
birleştirilince onu çağımızın çevre ve enerji sorunlarına en iyi
cevap veren malzemesi yapıyor. Bilinenin aksine ahşap kullanmak ormanların
yaşamasını sağlar. Nitekim kişi başına ahşap tüketimi fazla olan
ülkelerde orman alanları devamlı çoğalmakta.
Yanan
ama yangına dayanıklı bir malzeme, genel kanının aksine ahşabın
yangına direnci beton ve çelikten üstündür. Bugün ABD’de kapalı
spor salonu gibi büyük kalabalıkların bulunacağı yerlerin, yangın
tehlikesine karşı ahşap karkas olarak inşalarına gidilmekte, aynı
nedenle çelik konstrüksyonlar ve ahşap yapılarda kullanılan çelik bağlantılar,
ahşap ile kaplanmaktadır. Yangının başlama nedeni hiçbir zaman ahşap
değildir ve ısı geçirmeme, kömürleşme özellikleri nedeniyle ahşap-karkas
yapının büyük yangınlara ne kadar dayanabileceği kesin olarak
hesaplanabilmektedir. Ahşap yapılar yangına 30-90 dakika dayanabilecek
şekilde tasarlanabiliyor. Ancak çıplak çelik konstrüksyon (çeliğin
genleşme katsayısının yüksekliği nedeniyle) çok kısa bir sürede
eriyerek taşıma gücünü tamamen kaybedebiliyor. İnanmıyorsanız bir
yangın sonrası
ahşap ve çelik çatı elemanlarının durumunu gösteren fotoğrafa
bakın.
Çürür
ama uzun ömürlü bütün yapı malzemeleri zamanla eskir. Çelik paslanır,
plastik kırılganlaşır. Ahşabın da birçok biyolojik düşmanı vardır.
Mantarlar, bakteriler, böcekler ve termitler. Bunlardan bir kısmı ahşabın
tamamen yok olmasına, bazıları ise sadece görüntü bozukluklarına
neden olur. Çürüme, ağaç hücre duvarlarının belirli mantarlar
tarafından tahrip edilmesi sonucu, ahşabın
taşıma gücünün tamamen veya kısmen yok olması demektir. Ahşap
yüzeyde görülen bütün bozulmalar çürüme değildir. Resim 2’de İngiltere’de,
15. yüzyıldan kalma restore edilmiş bir çiftlik evini görüyorsunuz.
Ahşap taşıyıcılar zamanla yıpranmış ama çürümemiş, bu nedenle
de restorasyon sırasında korunmuş. Türkiye’de ise böyle bir
restorasyon sırasında bütün kararmış ahşap malzemenin değiştirilmesi
nerede ise gelenek haline gelmiştir. Aslında ahşabın çürüyebilmesi
onun en olumlu özelliklerinden biri. Ormanda büyüyen ağaçların hiç
yok olmadığını bir düşünün! Ahşap doğada yok olabilen
bir malzemedir. Çöpü yoktur. İstendiği zaman onu sonsuza kadar
yaşatacak tasarım ve teknolojiyi uygulayabilir, istediğimiz zaman
da yakabilir ya da çürümeye terk edebiliriz.
2800
yıllık mezar odası ve 1 yılda çürüyen cephe kaplaması Gordion’un
2800 yıllık mezar odası, Polatlı’nın Yassıhöyük köyünde sapasağlam
dururken 300 yıllık bir yalıyı restore edip, ahşap cephe kaplamasını
bir yıldan az bir sürede çürütebilmeyi nasıl becerebiliyoruz?
Geleneksel ahşap koruma yöntemleri doğal dayanıklılık ve kuru tutma
prensiplerine dayanmaktadır. Geleneksel yapılarda çürüme riski yüksek
olan ya da taşıyıcı olarak kullanılan ahşap malzemenin meşe,
kestane gibi doğal dayanıklı türlerden seçildiğini görüyoruz. Ahşabı
kuru tutmak için de geniş saçaklar, su basman seviyesine kadar duvarların
taştan yapılması gibi önlemler alınmıştır.
20.
yüzyıl inşaat sektörüne yeni malzemeler, yeni teknolojiler getirmiştir.
Ancak bu yenilikler doğru kavranıp doğru uygulanmadıkça problemlerin
çözülmesine katkıda bulunmadığı gibi yeni sorunların ortaya çıkmasına
neden olmaktadır. Yaşam biçiminin değişmesi sonucu evlere su tesisatının
girmesi, çamaşır makinesi gibi aletlerin kullanılması, konutlarda üretilen
su buharını arttırmış, ısı yalıtımının moda olması da bu su
buharının yapı içinde hapsedilmesi sonucunu doğurmuştur. Ahşap ıslanıp,
kısa sürede kurursa çürümez, ama ısı izolasyon malzemelerinin özellikle
çatılarda ahşabın kurumasını engellemesi yeni bir sorunu ortaya çıkarmıştır:
Çatı ahşabının çürümesi. Son yüzyılda gelişen kimya endüstrisi
de olağanüstü özelliklere sahip yeni boyalar, vernikler, poliüretanlar,
epoksiler üretmiştir. Bu ürünlerin çokluğu ve çeşitliliği ise
kavram kargaşasına neden olmakta, doğru ürünü seçmemizi zorlaştırmaktadır.
Ahşap zemin üzerine uygulanacak bir ürünü seçerken aşınmaya karşı
dayanıklılığı, dış cephede kullanılacak bir ürünü seçerken ise
elastikliği, güneşe dayanıklılığı gibi özelliklerin aranması
gerekir. Özet olarak bütün bu yenilikler geleneksel koruma yöntemlerinin
sınırlarını zorlayarak ahşap endüstrisinin yeni koruma teknikleri
geliştirmesine neden olmuştur.
Çam
ağacından üretilmiş bir ahşap pencerenin hizmet ömrü ne kadardır?
Tam 60 yıl! Tabi ki onu uygun önkoruma işleminden geçirmişseniz. İngiltere’de
PVC pencereler için verilen hizmet ömrü ise sadece 15 yıl!
Ahşap
önkoruma, ahşabın bünyesine, onu zararlı mantar ve böceklerden
koruma amacı ile çeşitli kimyevi maddelerin emdirilmesi işlemidir. Bu
işlem ahşap malzemeye inşaata monte edilmeden önce ve bir kez uygulanıyor
ve ahşap malzemenin hizmet ömrünün en az binanın hizmet ömrü kadar
olmasını sağlıyor. Ahşap önkoruma işlemi belli bir teknoloji. Ahşabın
cinsi, kullanılacağı ortam ve ondan beklenen hizmet ömrüne göre
kullanılması gereken maddeler ve uygulama yöntemleri farklı. Bazı
durumlarda önkoruma maddeleri ahşaba özel bir tesiste basınç altında
uygulanmalıdır. (Resim 3) Bazı durumlarda ise basit bir daldırma işlemi
yeterli olabilir. Ancak nalburdan, teneke içinde alınıp fırça ile sürülen
mamuller ahşap önkoruma kavramının dışında tutulmalıdır. Önkoruma,
ahşabı belirli bir hizmet ömrü olan, güvenilir ve çağdaş bir yapı
malzemesi haline getiriyor. Uygulanacak önkoruma maddesinin ve yönteminin
seçilmesinde üç faktör önemlidir. Ahşabın cinsi, kullanılacağı
ortam ve tasarlanan hizmet ömrü.
Ahşap çalışır ama boyu uzayıp kısalmaz. |
|

Su, ahşaba sadece dışarıdan gelen ya da ağacın su iletme işlevinden
artakalan bir yabancı madde değil, onun asıl bileşenlerinden biridir.
Ahşaptaki suyun miktarı (%25-30 ) ahşap liflerine kimyasal olarak bağlıdır.
Ahşaba yöneltilen eleştirilerden biri ahşabın çalışması yani ıslanma
ya da ortam rutubetinin değişmesi ile boyut değiştirmesidir.
“Pencerenin döndü iyi kapanmıyor ya da yağmur yağdı, şişti açılmıyor”
gündelik hayatta sık duyduğumuz şikayetler. Ancak ahşabın seçimi,
kurutulması ve ahşap elemanın tasarımı doğru yapılıyorsa bu
problemler ile karşılaşılmaz. Her malzemenin çalıştığı
unutulmamalıdır. Ahşap ısı ile boyut değiştirmez, ısı ile yumuşayıp
sertleşmez. Sadece su ile ve sadece enine kesitlerde bir çalışma söz
konusudur. Su ile ahşap boyuna çalışmaz. İşte bu nedenle çok
büyük açıklıklar geçmede ahşap, tasarımcıya büyük olanaklar sağlar.
Ahşabın nem ile boyut değiştirirken dönmesi, boyuna kesitinde
liflerin düzgünlüğüne dikkat edilerek, yapılan iş için bu problem
çok önemli ise çeyrek kesim kereste kullanarak önle nebilir.
20.000
Değişik Doku ve Renk Seçeneği
Ahşabın
bir önemli özelliği de birbirinden farklı binlerce türü olması.
Dünyada 20.000’in üzerinde ağaç türü var, iyi araştırılırsa
yapılacak işe uygun tür mutlaka bulunur. Ağaç türleri; renkleri,
dokuları, sertlikleri, taşıma kabiliyetleri, dayanıklılıkları, boya
tutma kabiliyetleri, kurutulma kolaylıkları, lif düzgünlükleriyle
birbirlerinden ayrılırlar.Yumuşak ağaç/sert ağaç sınıflandırmasına
da dikkat etmek lazım. Yumuşak ağaçlar iğne yapraklı, sert ağaçlar
ise geniş yapraklı ağaç anlamına gelir. Sert ağaçlar her zaman sert
değildir. Örneğin; Kavak sert ağaç türüne girer, Sedir ise yumuşak
bir ağaçtır. Aynı tür ağaca değişik ülkelerde değişik isimler
verilmektedir. Söz edilen türden emin olmak için türün Latince ismi
bilinmelidir.
Bakım
yapılabilen, tamir edilebilen ahşap bir malzeme, aslında güzel yaşlanır.
Güneşin etkisi ile rengi solar, grileşir. Rüzgar ile taşınan
toz-toprak yüzeyini aşındırır ve aşırı olmadığı zaman hoş bir
görüntü oluşur. Ancak bu eskime zamanla güneş ve yağmurun etkisi
ile çatlamalara ve elyaf kaybına neden olabilir. Yüzeyde küf oluşabilir,
çatlaklarda pislik birikir, çatlağın
büyümesi ile içeriye su bile girebilir. Ahşabı bu tür bozulmalardan
korumanın yolu yüzeyi bir yüzey koruyucu ile kaplamaktır. Doğru
yüzey koruyucuyu seçmek için ilk önce yüzeyi neden koruduğumuzu
belirlemeliyiz. Ahşap o kadar değişik amaçlara hizmet eden bir malzeme
ki, bu seçim her zaman o kadar kolay olmayabilir. Ahşap zeminde kullanılacaksa;
mekanik darbelere, aşırı aşınmaya karşı dayanıklı poliüretan
esaslı malzemeler, dış cephede kullanılacaksa; güneşe ve dış ortam
şartlarına dayanıklı esnek ve nefes alan dış ortam boyalarını
seçmeliyiz.
Çok geçerli bir nedeniniz yoksa, dış cephede kullanılan ahşap
üzerine hiçbir zaman tamamen şeffaf ve renksiz vernik uygulanmamalıdır.
Renksiz ve şeffaf vernikler ahşap yüzeyi, mor ötesi ışınların
etkisine karşı koruyamazlar. Bu verniklerin bazıları güneşe karşı
Ultra Viyole filtreleri içerirler, ancak bu katkıların ömürleri dış
ortamda kullanılan ahşap için yeterli değildir. Bu tür vernik ve
cilalar ancak yapı içinde kullanılan mobilyalarda renk değişmesini
önleyebilirler. Dış cephede kullanılabilen şeffaf boyalarda muhakkak
bir renk vardır. Bunlar zamanla UV-filtresi etkisini kaybetmeyen doğal
metal oksit pigmentler içerirler. Nefes alan boyalar, boyanan yüzeyde
suyu geçirmeyen fakat su buharını geçirebilen bir boya tabakası oluşturabilen
ürünlerdir. Bunlar su buharı geçirgenliği yüksek mikrogözenekli
boyalar olarak da
tanımlanabilirler.
Dış ortamda kullanılan ahşabın yağışlar ve havadaki rutubet değişmeleri
nedeniyle çalışması ya da ufak bir darbe alması sonucunda yüzeyde
oluşabilecek ufak bir çatlak ahşabın ıslanmasına neden olabilir.
İşte boya tabakası altındaki ahşabı ıslatan bu suyun kısa sürede
kuruması, boyanın ve ahşabın ömrü için çok önemlidir. Ahşabın
uzun süre ıslak kalması hem boyanın dökülmesine hem de ahşabın
çürümesine neden olur. Bezir yağı, dolgu malzemeleri ve özellikle
macun, dış ortam boyalarının en büyük düşmanlarıdır. Genelde son
görüntünün düzgün ve pürüzsüz olması istendiğinden boya öncesi
planya ve zımpara
önerilse de, dış ortamda yüzey ne kadar pürüzlü ise boya
ömrü de o kadar fazladır. (Resim 5) Kumlanmış ya da sadece şeritten
geçmiş dış cephe kaplamaları üzerinde boyanın hizmet ömrü çok
daha uzundur. Güneşten etkilenmiş yüzeylerde (solmuş ya da kararmış)
boya performansı kötüdür. Ahşap malzeme boyanmadan doğa şartlarında
bekletilmemeli, güneşten etkilenmiş yüzeyler ise boyanmadan önce
iyice zımparalanarak solmuş ya da kararmış tabaka tamamen kaldırılmalıdır.
Budaklardan reçine sızmasını engellemek ya da boya sökmek için yüzeyin
yakılması da boyanın hizmet ömrünü azaltır. Yanmış yüzey boyanın
ahşaba nüfuz etmesini engeller ve ömrünü kısaltır.
En
Önemli Konu Doğru Tasarım
Tabi
her malzemeyi kullanırken malzemenin özelliklerini bilip ona göre tasarım
yapmak önemlidir. Mesela ahşapta köşeler keskinse boya tutmaz. Diyelim
ki biz bir ahşap pencere yapıyoruz ve en iyi ahşabı kullandık, ön
koruma işleminden geçirerek penceremizin çürümeyeceğini
garantiledik, üstüne de en iyi boyayı sürdük, acaba bu yeterli mi? Eğer
bizim ahşap penceremizden içeri su ve rüzgar giriyorsa, yaptığımız
bu işlemlerin hiçbir faydası kalmaz. Bunun için doğru sızdırmazlık
fitilleri ve doğru cam montaj macunları veya fitilleri kullanmamız lazım.
En büyük hatalardan bir tanesi yanlış fitil konulmasıdır, çünkü içeriye
suyun girmesine sebep olur. Isıcam kullanıyoruz ısı yalıtımı için,
Şişecam’ın ısıcam montaj broşürüne baktığımız zaman ısıcamı
ahşaba takarken, camın her iki tarafında 3 mm. boşluk bırakın ve
macunla doldurun dediğini görüyoruz. Ama biz ne yapıyoruz? Cam yuvasını
cam kalınlığından sadece 1 mm. daha geniş yapıp üzerine silikon
macun sürüp işi bitiriyoruz. Silikon tabakasında en ufak bir çatlak içeriye
su girmesine, kanadın şişmesine, dönmesine neden olunca da “Ahşaptır
bu çalışır” deyip işin içinden sıyrılıyoruz. Ahşap
canlı mı?
Acaba
Türk ya da Anadolu Kültürü’nün ahşap ile ilgili özel bir ilişkisi
mi var? Halk arasında “ahşap canlıdır”, “ahşabı öldürmek”
gibi deyimlerin kullanılması, boyut değişmesine “çalışma”
denmesi çok ilginç. Ahşap günlük hayatımıza o kadar yoğun bir şekilde
girmiş ki onu bir türlü, bir yapı malzemesi, bir mühendislik
malzemesi olarak algılayamıyoruz galiba. Ahşap
mükemmel bir mühendislik malzemesidir. Bu gerçeği kabul edip, çağımızın
getirdiği yeni teknolojilerle ahşabı yeniden tanımalı ve onu doğru
kullanmayı yeniden öğrenmeliyiz, bir an önce. Unutmayalım! Geleceğimizi
ahşap ile inşa edeceğiz.
|