AHSAP EV
BOYA
DUVAR PANEL
EMPRENYE
KAPI
KAPLAMA
KERESTE
KONTRPLAK
MERDİVEN
OSB
OYUN PARKLARI
PARKE
PENCERE
PROFİL
SAUNA
ZEMİN KORUYUCU
 

 


 » Haberin devamı....

Alman Ustalardan Ahşap Percere Montajı

Tufan Rişvanoğlu: “Türkiye pazarı, Weru’a cazip de geliyordu. Zaten şirket yöneticilerini de tanıyorduk. Bu ilişkilerimiz doğrultusunda, Weru ile kapsamlı bir anlaşma yaptık. Anlaşma; satış-pazarlama açısından bir temsilciliği, uzun vade de Türkiye’de müşterek bir yatırımı gerçekleştirip, imalatın bir kısmını da buradan karşılamayı kapsamaktadır. Weru, Almanya’da 150 yıllık bir geçmişle, doğramada pazar lideri bir firmadır. Avrupa’da pencere, kapı dediğinizde ilk akla gelen isim Weru’dur.”

              
- Sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz?

Belfa, 1979-1980 yılında Hollanda’da kurulmuş bir firmadır. Ben, firmanın kurucusu ve sahibiyim. Hayatımın büyük bir bölümünü Hollanda’da geçirdim. Üniversite eğitimimi de Hollanda’da aldım. İnşaat Yüksek Mühendisiyim, bir süre Deirt Teknik Üniversitesi’nde hocalık yaptım. Belfa, çeşitli konularda ticari faaliyet göstermiştir. Önceleri tekstil ağırlıklı, daha sonra inşaat malzemeleri alanlarında faaliyetine devam etmiştir. Tekstil ürünlerinin hem ihracatını hem de ithalatını gerçekleştirdik. İhracatlarımız; ham bezden, çeşitli kumaşlara ve ev tekstil ürünlerine kadar geniş bir yelpazede gerçekleşti. Tekstilde, Avrupa pazarında gerçekten iyi satışlarımız oldu. İnşaat alanında da Forbo firmasının temsilcisi olarak Türkiye’ye Linoleum’u ilk kez biz getirdik. Firmanın temsilcisi olarak da uzun yıllar çalıştık. 22 yıllık bir geçmişimiz var. Bu geçmişin son 3 yılında çok uluslu bir şirket olan BBP’nin Genel Müdürlüğü’nü yaptım. Burada, yine inşaat sektörü üzerine özellikle de alçıpan üzerine çalışmalarımız oldu. Yaklaşık bir yıldır da Belfa’nın yöneticisi olarak, kendi şirketimizde görev yapmaktayım. Weru ile çalışmamıza gelince; Weru Almanya’dan başlayıp Avrupa’ya uzanan pazarını genişletmek istiyordu. Türkiye pazarı, Weru’a cazip de geliyordu. Zaten şirket yöneticilerini de tanıyorduk. Bu ilişkilerimiz doğrultusunda, Weru ile kapsamlı bir anlaşma yaptık. Anlaşma; satış-pazarlama açısından bir temsilciliği, uzun vade de Türkiye’de müşterek bir yatırımı gerçekleştirip, imalatın bir kısmını da buradan karşılamayı kapsamaktadır. Weru, Almanya’da 150 yıllık bir geçmişle, doğramada pazar lideri bir firmadır. Avrupa’da pencere, kapı dediğinizde ilk akla gelen isim Weru’dur. Weru kapsamında ahşap, PVC, alüminyum ve kompozit ürünler olarak; dış tabaka alüminyum iç tabaka ahşap doğramalar üretmektedir. Bizler, Weru’nun ahşap ürünleri ile çalışıyoruz fakat özel siparişleri de karşılıyoruz. Kadıköy’de Rişvanoğlu Konakları içinde bir showroomumuz da bulunuyor. Bu işe başlama sebebimiz; Türkiye’deki ahşap doğrama eksikliğini görmemizdir. Türkiye’de özellikle dış mekanla temas halinde olan ahşap ürünlerde oldukça büyük eksiklik olduğunu gördük. Kendi mülkümüz olan bu konağın tadilatını yaparken gördük ki; aslında iyi bir ahşap pencere doğraması bulamıyoruz. Türkiye’de, ahşabın işlenmesi, ahşap boyama teknikleri, ahşabın emprenyesi, aksesuarların doğru kullanılması konularında eksiklikler yaşanıyor. Weru, tüm bu konularda usta, bilgili bir firmadır. Fiyatlarımız da makul kabul edilebilir. Weru’nun Türkiye pazarı için özel üretimleri de oluyor. Bunlardan biri, eski konaklarda çok kullanılan sürmeli pencerelerdir. Bu pencerelerde her zaman problem yaşanır. Ahşap, çalışan bir malzemedir. Sürmenin sağlanması için de eski yapılarda açıklık bırakılmış, bırakılın açıklık ahşabın çalışmasıyla şişerek problemler yaşatmıştır. Yapıların tamamında çift cam değil tek cam kullanılmıştır. Weru yetkilileri ile Dolmabahçe Sarayı dahil olmak üzere pek çok tarihi yapıyı inceledik. Bu tarihi yapılarda ve bir çok konakta çift giyotinli pencere kullanılmıştır. Pencere ebatları oldukça büyüktür. Pencereler arasında boşluk bırakılmış, ısı ve ses yalıtımı böylece çözülmeye çalışılmıştır. Eski konaklarda duvar kalınlıkları da çok fazladır artık o kalınlıklarda duvarlar yapılmıyor. Burada, tüm sorunlar göz önüne alınarak, giyotinli pencerenin mükemmelini gerçekleştirdik. Giyotinli pencereler; uzaktan kumandalı, elektromotorlu olarak üretiliyorlar. Gerek panjurlar gerekse kepenkler de aynı sisteme sahipler. Hatta hassas sensörlerle belirli rüzgar etkileri, sıcaklık değişimlerinde kendiliğinden açılıp kapanabilen pencereler geliştirdik. Bu ürünlerimizi, eski konaklarda, yalılarda kullanmaya başladık. Özellikle, restorasyon çalışması yapan mimarlarla iyi ilişkilerimiz var. İnsanlar, yaptığımız çalışmaları gördükçe ilgileri de giderek artıyor. Weru’u Türkiye’ye getirerek,  giyotin pencere konusundaki boşluğu kapatmaktayız. Biz 8-10 yıl evvel konağımızdaki giyotinli pencereyi ithal etmiştik. Konağımızdakiler de giyotinli pencere fakat pencere aniden düşüyor, kazalar olabiliyor, yaylı sistem zamanla sarkıyor. Weru’nun geliştirmiş olduğu giyotinli pencerede bir güvenlik sistemiyle düşme sorunu ortadan kaldırılıyor. Bunların yanı sıra; ahşabını kaliteli olması, doğramanın aksesuarlarının doğru kullanılması, yalıtımının doğru yapılması ve her şeyden evvel uzun ömürlü olması oldukça önemlidir. Biz, ürünlerimize ahşap kalitesi olarak 25 yıl garanti veriyoruz. Montajımızı yaptıktan sonra beş yıl ücretsiz servis hizmetimiz oluyor. Müşterilerimizin herhangi bir sorunu olduğunda bize ulaşıp, çözüm bulmakları çok kolaydır. Doğrama, satıp da takibini etmeyeceğiniz bir ürün değildir. Bizler, 6 ayda bir yapılan periyodik bakımla herhangi bir eksikliğin olup olmadığını takip ediyoruz.
                                  
- Weru’nun her soruna çözüp ürettiğini görüyoruz. Weru’nun kalitesini belirleyen kriterler nelerdir?

- Hammaddeden başlarsak; Weru, pencere doğramalarında çamın iyi kalitesini kullanıyor. Elbette ki; malzeme emprenye ediliyor. Bizim sıklıkla kullandığımız, tavsiye ettiğimiz bir diğer hammadde de bir Maun cinsi olan Meranti’dir. Hem sertlik hem de strüktür açısından sıkı bir dokuya sahip olan Meranti’nin aşınması yok denecek kadar azdır. Meranti’nin kullanıldığı üründe fiyatlar biraz farklı olabiliyor, fakat fiyatı minimuma indirmeye çalışıyoruz. Kullanılan boyanın kalitesi, uygun kimyasal maddelerle emprenye de kalitede etkili oluyor. Weru’nun en önemli özelliği camların, silikonların fabrikada takılmasıdır. Camın, fabrikada takılması ve milimetrik ölçüde yerleştirilmesi, silikonlamanın tam olması ayrı bir olaydır. Doğramada camın nasıl olması isteniyorsa; kurşun geçirmez, argon gazlı v.b cam seçilerek doğrama fabrikada tamamlanır. Bizim 9-10-16, 6-16-4 tiplerimiz var, Türkiye’de genellikle 4-10-4, 4-12-4, 4-8-4 tipleri kullanılıyor. Bu durumda, ısı ve ses izolasyonunda sorunlar yaşanıyor. Weru, montajda da kalitenin doruğundadır. Montajlarımız, Almanya’dan uzman Weru montaj ekibi ve bu ekipten eğitim alarak yetişmiş montaj elemanlarımızla gerçekleşiyor. Doğramanın imalatı yanında montajı da çok önemlidir. Montajın, doğru yapılmadığı bir doğramada yalıtım eksik kalır. Maalesef, Türkiye’de montajda çok sık sorunlar yaşanıyor.

Weru’da ölçüler tam milimetrik olarak alınır, kasasıyla, pervazıyla ve bütün yalıtımı sağlayan malzemelerle birlikte paletler üzerinde geliyor. Bizler, ürünü olduğu gibi eve gönderiyoruz. Alman ekip de planlanmış bir şekilde, ürünlerle aynı günde buraya ulaşıyor. Bir villanın işi, mükemmel şekilde bir günde bitiriliyor. Türkiye’de PVC pencere üreticileri, 3-4-5 odacıklı pencere profili üretiyorlar fakat profili pencere haline getirdikten sonra montajı doğru yapamadıkları için işi tamamlayamıyorlar. Weru’nun Alman montaj ekibi sadece pencere doğraması montajında uzman bir ekiptir. Bu uzmanlaşma; püf noktalarının bilinmesinde, sorunlara kalıcı çözümler üretmekte başarı sağlamaktadır.

- Weru’nun Türkiye temsilcisi olan Belfa, İstanbul dışındaki çalışmalarını nasıl yürütüyor?

- İstanbul dışındaki projelerimizi de buradaki merkezimizden yürütüyoruz. Alman ekibin çok hızlı çalışıyor olması bize projelere zamanında ulaşma kolaylığı sağlıyor.
                              
- Belfa’nın 2003 yılı hedeflerinden bahseder misiniz?

- Bizler, işe yeni başladık sayılır. Uygun şartlarımız olursa Weru ile anlaşmamızda da olduğu gibi ortak yatırım kararı alma düşüncesindeyiz. Bunun için, bazı parametrelere bakmamız gerekiyor. Türkiye’de imalattaki işçilik, Almanya’ya kıyasla daha ucuz olacaktır. Diğer yandan Türkiye’de el işçiliği var. Weru’nun üretiminde otomatik makineler iş görüyor. Üretim, geleneksel marangoz işi değil. Örneğin; ahşap bir kemerin yapımı bilgisayar kontrollü makinelerde belirli açılar verilerek, ahşap aşındırılarak yapılıyor. Weru’nun ahşap işleme makine parkını oldukça özel makineler oluşturuyor. Hatta, makinelerin bir kısmı özel Weru lisansı taşıyor. Türkiye’deki bir imalat için çeşitli faktörler incelenmelidir. Fabrikayı kurduğumuz takdirde; Türkiye’deki enerji fiyatı, arazi fiyatı, işçilik masrafları ki SSK primlerinin net-brüt maliyetlerine bakmak gerekiyor. Türkiye’de bu maliyetler diğer Avrupa ülkelerine göre yine de ucuz kalmaktadır. Hedefimiz, Türkiye’de müşterek bir yatırım gerçekleştirmektir. Bu konuda karamsar değilim. Hükümetimiz de istikrarlı politikalar izlerse neden olmasın! Böylece, hem Türkiye’ye buradan mal veririz hem de Avrupa’nın diğer ülkelerine ihracatı buradan gerçekleştiririz. Bizler için ve Weru için enteresan bir yatırım olacağı kanaatindeyim. Aynı kaliteyi, aynı standardı hiç ödün vermeden sağlamak gerekmektedir. Böyle bir yatırımda; hammadde, aksesuar yine ithal olacaktır. Önemli olan; burada yapılabileni burada yapmaktır. Hazır bir sistemi kaldırıp aynen bir lego gibi Türkiye’ye oturtabilirsek ve randımanlı bir iş olursa neden burada yapmayalım. Mamafih, şu anda müşterilerimize hizmette zaman bakımında bir sıkıntımız yok. Ayrıca Weru, Türkiye’ye oldukça önem veriyor. Sanırım, bunun sebebi de Weru Yönetim Kurulu’nun Türkiye’yi iyi tanımasıdır. Her hafta bir Weru yetkilisi Türkiye’yi ziyaret etmektedir. Ülkeyi kültürüyle tanımaları, inşaat sektöründeki potansiyeli  görmüş olmaları da ilgilerini arttırıyor. Avrupa’da bir sipariş için 2-3 ay bekleniyorsa, Türkiye’den giden siparişin 3 haftada üretim yapılıp, geldiği oluyor. Almanya’dan nakliye çok büyük bir yük getirmiyor. Şu anki sistem, bizim müşterilerimize makul fiyatla mal satmayı sağlıyor. Biz, fiyatları iyileştirerek, kaliteden ödün vermeden üretimi Türkiye’de gerçekleştirirsek daha da hayırlı olur. Araştırmalarımızı sürdürüyoruz. Sanırım, üretimin ülkemizde gerçekleşmesiyle ilgili stratejik kararı 2003 yılı içerisinde alacağız.

- Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Weru; güçlü geçmişi, Avrupa’daki fabrikalarının geniş dağılımı ve sorunlara bilimsel çözümler üretmekle başarısını sürdürmektedir. Ahşap, nefes alan, yaşayan bir malzeme, binalarda ahşap kullanımlarının artmasını kaliteli ürünlerle desteklemeye çalışıyoruz. Çünkü; binalara hayat veren, sıcak bir malzemenin değeri unutulmamalıdır. Ahşabın, değerine yakışır biçimde kullanılması bizim için de önemlidir.