AHSAP EV
BOYA
DUVAR PANEL
EMPRENYE
KAPI
KAPLAMA
KERESTE
KONTRPLAK
MERDİVEN
OSB
OYUN PARKLARI
PARKE
PENCERE
PROFİL
SAUNA
ZEMİN KORUYUCU
 

 


 » Haberin devamı...


DOĞAL HAYATI KORUMA VAKFI’NIN ÇALIŞMALARI

WWF Türkiye tarafından yürütülen proje kapsamında pilot alan seçilen Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde geleneksel mimariye sahip ahşap konak, Pınarbaşı Kaymakamlığı’yla işbirliği içinde restore edilerek "Eko-turizm Merkezi"ne dönüştürüldü.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı, 1996 yılında Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin öncülüğünde kurulmuş. 2001 yılında da dünyanın en etkin ve saygın doğa koruma kuruluşlarından biri olan WWF International’ın Türkiye Ulusal Örgütü olan Doğal Hayatı Koruma Vakfı, WWF Türkiye ünvanını almıştır. Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF Türkiye) misyonu, insanların doğayla uyum içinde yaşayacağı bir geleceğin hazırlanmasına katkıda bulunmak. Bu sebeple WWF Türkiye kuruluşundan bugüne dek başarılı çalışmalara imza atmıştır. Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğini ve doğal kaynaklarını koruma amacının taşıyan Doğal Hayatı Koruma Vakfı, alan ve tür koruma projeleri, hükümet düzeyinde etkileme ve eğitim çalışmaları yürüterek kalıcı ve somut çözümler oluşturmayı ilke edinmiştir.
En yeni ve güvenilir bilimsel verileri kullanarak konulara çok yönlü yaklaşan Doğal Hayatı Koruma Vakfı; biyolojik çeşitliliğin korunması, yenilenebilir kaynakların sürdürülebilir kullanımının sağlanması, kirliliğin ve aşırı tüketimin azaltılması gerektiğini savunmaktadır. Çalışma ilkeleri;
1. Bağımsız, partiler–üstü politikalar geliştirmek,
2. En yeni ve güvenilir bilimsel verileri kullanarak, konulara çok yönlü yaklaşmak,
3. İletişim kurmak ve çözüm aramak,
4. Alan projeleri, politikalar, kapasite artırımı ve eğitim etkinliklerini dengeli bir biçimde kullanarak, kalıcı ve somut sonuçlar oluşturmak. Şeklinde sıralanan Doğal Hayatı Koruma Vakfı, çevre koruma çalışmalarını da dört ana başlıkta sıralıyor.
Tatlısu Kaynakları: Sulak alanların ve tatlısu ekosistemlerinin ekolojik işlev ve doğal değerlerinin korunmasını, su kaynaklarının akılcı kullanımının sağlanmasını amaçlar.
Deniz ve Kıyı: Deniz ve kıyı ekosistemlerinin biyolojik çeşitliliğini korumayı ve doğal kaynakların akılcı kullanımını sağlamayı amaçlar.
Ormanlar: Türkiye’nin orman alanlarının (özellikle doğal yaşlı ormanlarının) bozulmasını ve yok olmasını önlemeyi, orman kaynaklarının sürdürülebilir kullanılmasını sağlamayı amaçlar.
Doğadaki Ayak İzlerimiz: Kamuoyuna yönelik bilinçlendirme etkinlikleri yoluyla, hem üretici hem tüketici olarak doğal kaynakları kullanan bireylerin doğa üzerindeki baskısını en aza indirmeyi amaçlar.
Türkiye de dahil olmak üzere Avrupa’da, biyolojik çeşitlilik açısından en değerli ormanların korunabilmesi için 1999 yılında "Avrupa’nın Sıcak Noktaları" adıyla WWF tarafından bir kampanya başlatıldı. WWF Türkiye’nin de katılımıyla Avrupa’da acilen korunması gereken 100 orman belirlendi.
WWF ve temsilciliklerinin ana amacı, 2000’li yıllarda, Avrupa genelinde ekolojik açıdan bütün orman tiplerinin en azından %10 oranında temsil edildiği bir koruma alanları ağının oluşturulmasıydı.
Türkiye’deki sıcak noktalar
Avrupa ile birlikte Ortadoğu’yu kapsayan 100 sıcak nokta haritasında Türkiye’nin de 9 orman alanı bulunuyor:
1. Küre Dağları, Kastamonu
2. Amanos Dağları, Hatay
3. Babadağ, Fethiye
4. Datça Yarımadası ve Bozburun
5. Fırtına Vadisi, Rize
6. İstanbul Ormanları
7. Karçal Dağları, Artvin
8. Yenice Ormanları, Zonguldak
9. İbradı-Akseki Ormanları, Antalya
Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın, 11 Ağustos 1999’da Küre Dağları’nda başlattığı kampanya önderliğinde başarılı bir çalışma yapıldı. Küre Dağları, WWF tarafından, Karadeniz nemli karstik ormanlarının en iyi örneği olarak tanımlanıyor. Sahip olduğu doğal ve kültürel zenginlikler nedeniyle Küre Dağları’nın, Pınarbaşı'nı da içine alan batı kesimi, WWF Türkiye’nin çalışmaları sonucu Orman Bakanlığı tarafından 2000 yılında resmen Milli Park ilan edildi. Bu karar, WWF tarafından, Türkiye'nin "Dünyaya Armağanı" olarak kabul edilmiştir.
Ülkemiz doğal güzelliklerinden biri olan Küre Dağları Milli Parkı, topraklarının %70'i ormanlarla kaplı olan Pınarbaşı, ılıman yaprak döken ormanlardan (kayın, gürgen, kestane, meşe, akçaağaç, şimşir, vs) iğne yapraklı ormanlara (sarıçam, karaçam, göknar, porsuk, vs) ve geniş orman içi çayırlıklara kadar çok çeşitli habitatlara sahip. Bu habitatlar, çok çeşitli memeli, kuş ve diğer hayvanlara ev sahipliği yapmakta.
Küre Dağları’nın karstik yapısı, jeomorfolojik bakımdan ilginç oluşumların ortaya çıkmasını sağlamış. Böylece Pınarbaşı ve çevresi, kanyonlar ve mağaralar bakımından oldukça zengin alanlar halini almış. Bu güzelliklerden biri de toplam 20 km'ye varan uzunluğu ve 1.000 m'yi aşan derinliğiyle bir doğa fenomeni olan Valla Kanyonu'dur. Valla Kanyonu’nun içinden geçen Devrekani Çayı ve kollarının gür ve serin suları çok sayıda şelale ve göl oluşturmuş. Bunların en önemlisi Ilıca Şelalesi'dir. Ayrıca eşsiz arkeolojik kalıntıları bulunan Ilgarini Mağarası da derinlik açısından dünyanın sayılı mağaraları arasında sayılmaktadır.
WWF'in çalışmaları orman alanlarını korumakla kalmayıp bu alanda yaşayan insanlara bazı alternatifler de sunmayı amaçlamaktadır. Avrupa’nın el değmemiş doğal yaşlı ormanlarını barındıran Küre Dağları Milli Parkı’nda, WWF Türkiye tarafından eko-turizmin geliştirilmesine yönelik bir proje başlatılmıştır. Projenin amacı; yöre halkı için doğal alanların korunarak, alternatif sosyo-ekonomik olanaklar yaratabileceğini ortaya koymaktır. Bu sebeple proje kapsamında pilot alan seçilen Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde geleneksel mimariye sahip ahşap konak, Pınarbaşı Kaymakamlığı’yla işbirliği içinde restore edilerek "Eko-turizm Merkezi"ne dönüştürülmüştür. Doğal bir yaşlı orman alanı içinde sizleri karşılayan ahşap eski bir yapı... Birbiri ile bütünleşen iki doğal yaşam alanı... Haziran 2002’de açılışı yapılan Eko-turizm Merkezi’nde konaklama, eğitim, tanıtım gibi olanaklar sunulmakta. Doğal yaşamın ancak ve ancak doğasına sahip çıkmakla olacağına inananların kaçamak yaptıkları bu ahşap konak yöre halkı için de oluşturulan ilk model olması bakımından oldukça önemli. Merkez, restorasyon çalışmasıyla, alternatif bir geçim kaynağı olarak eko-turizme yönelmek isteyen yöre halkı için bir örnek oluşturmaktadır.